"Bir an için bir şeyin yapışıverdiği, yuvarlaklığı, ağırlığı, derinliği, olan bu şeyin tümleniverdiği yanılsaması içindeyim. İşte o an, bu benim hayatımmış gibi geliyor. Elimden gelseydi, olduğu gibi verirdim onu size. Koparıverirdim, bir salkım üzüm koparırcasına. "Al bunu. Hayatımdır bu benim." derdim."
Şimdi dünyada hiç kimse için şöyledir ya da böyledir demeyecekti. Kendini çok genç hissediyordu; aynı zamanda da inanılmaz yaşlı. Her şeyin içinden bir bıçak gibi keserek geçiyordu; aynı zamanda da dışarıdan bakıyordu her şeye. Taksileri seyrederken dışarıda, ta deniz kıyısında ve bir başına olduğu duygusu vardı içinde sürekli; bir tek gün yaşamanın bile çok, çok tehlikeli olduğunu hissetmişti hep.
"Bana insanlardan mı bahsediyorsun?" demişti. "İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir."