İnsanın hayatında unutulmazlar hep sayılıdır zaten, anne asla unutulmaz örneğin, ya da ilk aşk ve hayatına iz bırakan güzel dostlukları unutmak mümkün değildir eğer nankör bir kalbe sahip değilsen. Zaten kederli hayata sahip olanların nankörlüğü olmaz, onlar nankörlük yapamaz, onlara nankörlük yapıldığı için hayatları kederlidir.
Hikayelerimiz de böyle işte, yaşanır ve biter, sonra hatırlanır iz bırakan anılar, hatırlandıkça kâh gülümsetir kah ağlatır ama geriye dönemeyiz ne yaparsak yapalım.
Bütün bu olanları kötü bir rüya gibi hatırlayacağız.'
Kötü bir rüya.
Fırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır.
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris'te bir sokak kafesinde ya da Bangkok'ta- hep aynı fırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım
_"Ben aşktan daima kaçtım._
_Hiç sevmedim._
_Belki bir eksiğim oldu._
_Fakat rahatım._
_*Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir.*_
_Şu veya bu şekilde._
_Fakat daima ödersiniz._
_*Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz..."*_