Mehmet İkinci

9/10
·382 syf.··
2022 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2022 00:00
Kemal Tahir'in Kurt Kanunu gibi İzmir Suikast girişimini konu edinen bir roman... Tarihi romanlar üzerinden okumak isteyenler okuyabilir. Dönemi ve olayı konu edinen Gazi Paşaya Suikast, Kurt Kanunu Kılıç Ali Hatıralarını Anlatıyor Milli Mücadelede İttihatçılık gibi eserlerle karşılaştırmalı okunursa daha faydalı olacaktır.
Edebiyat
KemeraltıZekeriya Yıldız · Selis Kitaplar · 201824 okunma
Reklam
SICAK VE ACI
9/10
·304 syf.··
2021 3. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 23:46
Adana deyince akla sıcak ve acı gelir. Adana’nın şalgamı ve kebabı acıdır, havası ve insanı ise sıcak... Kitap hayatın acılarını, yokluğu ve yoksulluğu, Adana'nın havası gibi sıcak insanları etrafında anlatan, insanın içine işleyen bir anlatı. Mizahının güçlü yönüyle bilinen Muzaffer İzgü’nün kendi hayat hikayesinden önemli izler de taşıyan bu kitap, yazarın samimiyetini ve kaleminin güçlü yanlarını, hayatın aslında dram yüklü yönlerini mizahı başarıyla kullanarak yansıtıyor. Kitap sıcak anlatımıyla sizi hayatın zorluklarından çıkarıp, küçük bir çocuğun her türlü zorluğa rağmen mutlu bir ailede nasıl büyüyüp olgunlaştığını gözler önüne seriyor. Kitabı okuduktan sonra filmini, özellikle de balon sahnesini izlemenizi öneririm. Balon sahnesi bile tek başına çok anlamlı ve etkili bir kısa film tadında… (23:45-27:40) youtube.com/watch?v=FuKVCIx...
Edebiyat
Zıkkımın KöküMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınları · 20202,050 okunma
ÖZCAN ERGÜDER VE MASKELİ BALO
9/10
·352 syf.··
2021 12. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2021 21:23
Özcan Ergüder ismini yakın zamanda duyanlardanım. Erlend Loe’nin “Doppler”ini bitirdikten sonra youtube’da kitap hakkında gezinirken “Diyaloglar” programına denk geldim. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Murat Gülsoy ve Ayfer Tunç’un kitaplar hakkında konuştuğu programda, Doppler’den bir sonraki kitaplarının Özcan Ergüder’in “Maskeli Balo”su olduğunu gördüm. Yazar ve kitabın ismi dikkatimi çekince kitabı alıp okumaya başladım. Özcan Ergüder (1929-2014) Robert Kolej çıkışlı ve sonrasında üniversite eğitimi için Oxford’un yolunu tutmuş ve BBC radyosunda çalışmış bir isim. 1950lerin ortasından itibaren de Türkiye’de basın sektöründe faaliyet gösteriyor. Maskeli Balo (1956) yayınlamış tek kitabı. 1990ların sonunda Can yayınları tekrar basmış, 2019’da da Bengü Vahaboğlu’nun titiz katkılarıyla çeşitli dergilerde yayımlanan ve terekesindeki öyküleri de eklenerek kitap bugünkü halini almış. Kitaptaki özellikle lise yıllarında Robert’in edebiyat dergisi “İzlerimiz”de yayımlanan öykülerinde Sait Faik etkisini görebiliriz. Kendisi zaten bu derginin yarışmalarında Sait Faik, Orhan Veli gibi isimlerin de yer aldığı çeşitli jürilerde ödüller kazanmış. Balıkçılar, sıradan insanlar, sıradan hayatlar, delilik bu öykülerinin konularını oluşturuyor diyebiliriz. Diğer yandan kitabın sonsözünü de kaleme alan ve doktora tezi 1950 öykücüleri üzerine olan “Jale Özata Dirlikyapan”ın da belirttiği üzere cinsellik, (sorunlu) ebeveyn-çocuk ilişkisi diğer bir tema olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendisinin en azından erken yaşlarda Freud’u okuduğunu ve zihninin bir köşesinde yer aldığını söylemek mümkün görünüyor. Yine toplumcu gerçekçilikten izler taşıyan öyküleri de var Ergüder’in. Kendisinin eğitim seviyesini ve yetiştiği ortamı düşününce, köyü ve köylüyü anlatmadaki özeni ve dikkatini de görünce
Maskeli Balo ve Diğer ÖykülerÖzcan Ergüder · Kırmızı Kedi Yayınları · 201967 okunma
MİNGER: BİR ÜTOPYA VE GELENEĞİN İCADI
9/10
·544 syf.··
2021 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2021 15:33
Ütopya, yok/olmayan yer veya iyi yer anlamını çağrıştıran bir tasarımdır. Ütopyalarda türün isim babası Thomas More’dan itibaren sıklıkla ada metaforuna başvurulur. Dışarıyla etkileşimin sınırlı olması ve mevcut ideal yapıyı sürdürme anlamında ütopyaların adalarda geçmesi yazarlarca tercih edilir. Pamuk’un eserinin geçtiği yer olan Minger, aslında olmayan, Pamuk’un hayalindeki bir adadır. Minger’i haritada ararsanız bulamazsınız, tabi kitaptaki haritadan bahsetmiyorum burada:) Ancak kitapta ütopyalara özgü bir ideal düzenden ya da tasarımdan bahsedemeyiz ancak Pamuk’un ya da eserin anlatıcısı Pamuk’un hayali arkadaşı Mina Mingerli’nin, Minger’i yer yer bir nevi ütopik bir yere dönüştürdüğünü söyleyebiliriz. Eserin içeriğine dair çok fazla bir şey yazmayacağım. Kolağası Kamil üzerinden, Mustafa Kemal’e hakaret iddiasıyla sosyal medyada kopartılan yaygara da, ülkede insanların okumadan taraf tuttuğunu gösteriyor. Hatta bazı milyon takipçili hesaplar her konuda olduğu gibi burada da duyar kasmaktan geri kalmamada mahirler. Kolağası Kamil görülen o ki ulus devletlerin kuruluşlarında önemli bir rol üstlenen asker figürünü temsil ediyor. Kolağası’nın dile, bayrağa ve marş gibi konulara yönelik yaptıkları da sadece Mustafa Kemal ile özdeşleştirilemeyecek Eric J. Hobsbawm’ın “geleneğin icadı” olarak kavramsallaştırdığı olguyu işaret ediyor. Bu yönüyle, bu tür kökenleri çok eskilere dayanan yaratımlar icat etmek, o gün için sadece Türkiye Cumhuriyeti ile sınırlı olmayan, o dönemlerde kurulan ulus devletlerin kendi meşruiyet zeminlerinin sağlamlaştırmada işlevsel bir rol üstleniyor. Tıpkı Minger’de yapılanlar gibi… Ayrıca eser boyunca Pamuk’un Abdülhamit ile, giriş bölümünde salgınla mücadele, eğitim ve modernleşme çabalarına dönük birkaç cılızın hafif ilerisinde olumlu
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
Göl İnsanları
10/10
·336 syf.··
2021 8. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2021 02:51
Kemal Tahir’in Göl İnsanları kitabı toplamda sekiz hikâyeden oluşmaktadır. Kitabın ilk halinde yer alan ilk dört hikaye öncelikle 1939-1941 arasında Tan Gazetesinde tefrika edilmiş, 1955’te de kitap olarak yayımlanmıştır. Diğer dört hikaye ise daha sonra 1969’da aynı adla yayımlanan kitaba yazar tarafından eklenmiştir. Hikâyeler okununca görülecektir ki, yazın dünyasında romanları ile öne çıkan Kemal Tahir’in kalemi öykü türünde de oldukça kuvvetlidir. Kitap ile aynı adı taşıyan ilk hikâyede temelde beş işçi ve işverenleri arasındaki ilişki anlatılmaktadır. Hikâyenin başında Bulgaryalı İbrahim ile Kamil arasındaki diyalogları kapitalizm-sosyalizm karşılaştırmasıdır adeta. Kamil’in zihninde, ortaya sermaye koyanın bunun külfetlerine katlandığı gibi nimetlerinden de faydalanacağı ve bunun analarının ak sütü gibi helal olduğu yargısı yerleşiktir denebilir. Kamil bu şekilde emek sömürüsünü içselleştirmişken, patronları Kaptan Şefik’in 12 yaşındaki küçük Salih’in cinsel istismarına tepki göstermektedir. Bu da Türkiye’deki çelişkileri emek-sermaye eksenli, iktisadi olmaktan çok kültürel veya ahlaki arka planda değerlendirmeyi işaret etmektedir. Ayrıca hikâyede, çevre köylerdeki dul veya kocaları çalışmaya giden kadınların kötü yola düşmeleri de işlenmektedir. Kitapta yer alan ikinci hikâye “Çoban Ali”dir. Burada önce Ali’nin çobanlığı anlatılmakta, evlilik yolunda ilerleyen Ali’nin kızın babasının vazgeçmesi üzerine, ağanın genç oğlunun yardımıyla kızı kaçırmaları söz konusudur. Ağanın oğlunun, kızın babasının şikâyeti sonrasında karakolda, işi sözle ve üste çıkmayla nasıl da kendi lehine çevirdiği anlatılır. Komutan ilk başta, “Geçti o derebeylik, ağalık! Mütegallibe devri geçti. Ev basmışsın, kız kaçırmışsın....” (s.83) derken, olayın sonunda kızın babası iftiradan suçlu
Göl İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020548 okunma
Reklam