Tahira

Tahira
@Tahira_
Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu, ağlardım Çöp gibi bir oğlan, ipince Hayırsızın biriydi fikrimce Ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu, ağlardım Sessizce bir cigara yakardin Parmaklarımın ucunu yakardın Kipriklerini eğerdin, bakardın Üşürdüm, içim ürperirdi Felaketim olurdu, ağlardım
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayat
"Mutlu olmak için kimseye ihtiyacın yok. Al kahveni, tak kulaklığını." Midnight in Paris
Hayat
Hayat
"Ne yaptın, anlatır mısın?" "Sabahları erkenden kalkıp Serginho'nun evinin bahçesine uğruyorum. Bahçe kapısı kilitli değilse çabucak girip bir çiçek çalıyorum. Zaten orada o kadar çok çiçek var ki eksikliği fark edilmiyor." "Olabilir. Ama bu yaptığın doğru değil. Bir daha sakın böyle bir şey yapma. Hırsızlık olmasa da küçük bir 'aşırma' sayılır." "Hiç de değil, Dona Cecília. Dünyadaki her şey Tanrı'nın değil mi? Oyleyse çiçekler de Tanrı'nın..." Kurduğum mantık karşısında şaşırıp kalmıştı. "Başka türlü çiçek getiremezdim, öğretmenim. Evimizde çiçek bahçesi yok. Çiçek pahalı bir şey... Masanız daki bardağın sürekli boş kalmasını istemedim." Zorlukla yutkundu. "Arada sırada bana seyyar satıcıdan kremalı çörek almam için para vermiyor musunuz?" "Her gün vermek isterdim. Ama hemen ortadan kayboluyorsun..." "Her gün kabul edemem..." "Neden?" "Sınıfta beslenme saati için yiyecek getirmeyen başka fakir çocuklar da olduğundan."
Edebiyat
Bir fincan kahvenin hatırı
Vaktiyle İstanbul'da Yemiş İskelesi'nde bir kahveci vardır... Kahvesine bir gün bir Yeniçeri gelir ve şöyle der; Hey arkadaş!. Hep müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kâfire yapma (Köşede oturan Rum gemi kaptanını işaret eder). Kahveci herkese kahve yapar verir ve ardından iki kahve alip Rum'un yanına oturur."Biz de seninle içelim" der. Yeniçeri; "Heeyy!.. Bre melun. Ben sana o kafire kahve yapma diye tenbih etmedim mi?" diye çıkışınca kahveci "Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa!" cevabını verir. Aradan zaman geçer. Sisam Adası'nda büyük bir isyan baş gösterir.O zamanın Üsküdarlı kahvecisi de Yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş ve esir düşmüştür.Sisam'da asi Rumlar, ele geçirdikleri Türk esirleri bir meydanda müzayede ile satar.Yemiş İskelesi'nin kahvecisi de esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılır. İstekliler kaç kişi ise karşılarına dizilip, bekleşirler. O sırada tepeden tırnağa silahlı bir Rum gelir. İlk, bir paradan başlar. Bir anda beş paraya, on paraya kadar çıkar. Sıra kahveciye gelince o silahlı adam yekden, "Beş kuruş!" diye bağırır. Arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarır. Kahveci, "Beni beş kuruşa aldığına göre kim bilir ne gibiİşkencelerle öldürecek!?.." diye düşünür. Issız bir yerde o silahlı Rum, "Korkma! Sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım. Hani bir Yeniçeri bana hakaret ettiği zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden Yemiş İskelesi'ndeki kahveci değil misin?" der ve kucaklaşırlar. Bir fincan kahvenin hatırını orada görülür.
Hayat