Ömer ve kendisiyle olan iç çatışması…
Hepimiz hayatımızda en az bir kere başkasına veya kendimize karşı sözle ya da fiille kötülük yaptığımızı, haksızlık ettiğimizi fark etmişizdir. Fakat bunu kabullenmekte zorluk çektiğimizde pek tabii. Çünkü hiçbirimiz kötü olmayı içten içe kabullenmez ve hep bir bahaneye sığınır veyahut başkalarını suçlamaya meylederiz. Bazen de içimde bir şey bana bunu yapmaya itti, beni zorladı deriz. Adını koyamasak da bu kitapta bahsettiği içimizdeki şeytanın ta kendisidir belki de… Fakat bize bunları yaptıran şey bir güç ya da şeytan mıdır gerçekten?
Kitaptan bir bölüm bunu çok güzel anlatmış;
“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.”
Hayatta düştüğümüzde, bir yerden bir yere savrulduğumuzda, kendimiz için iyi olmadığını düşündüğümüz şeyler yaşadığımızda hep bir suçlu ararız. Fakat yaşanılan şeylerin asla kendi suçumuz, sebebinin ‘kendimiz’ olduğunu kabullenemeyiz. Tıpkı kitapta Ömer’in başta yaşadığı her şeye kendisinin sebep olduğunu kabullenmeyip içindeki şeytana yüklemesi gibi…
Sonrasında ise bunlara içindeki şeytanın değil, kendi acziyetinin sebep olduğunun idrakine varması…
Okurken birçok yerde kendimizi bulacağımız bir eser.
Tavsiye edilenlere eklendi. :)
Keyifli okumalar…