Büşra ÖZEN

Büşra ÖZEN
@Taken_before
O anda her şey parçalanıyormuş gibi bir hisse kapıldı; dip dibe durmalarına rağmen sürekli batarak birbirlerinden uzaklaşıyorlarmış gibi her şeyi yamuk görüyordu; Veronika yolun iki kıyısındaki ağaçlara baktı, doğal görünümlerinden daha dik, daha düz duruyorlardı. O zaman daha demin sırf kafa karışıklığı ve bir önseziyle söylediği "hayır"ın tüm ağırlığıyla ancak şimdi hissedildiğini düşündü ve bu yüzden Johannes'in gitmek istemediği halde gideceğini anladı. Bir süre içine öyle ağır bir şey oturdu ki sanki iki beden, yalnızca biri ve diğeri, birbirinden ayrı ve üzgün, her biri kendi halinde, yan yana yatıyormuş gibiydi çünkü hissettiği şey neredeyse bağlılıktı; sonra bir duygu çöktü üstüne, onu küçültüp zayıflattı, üç ayağının üstünde inleyerek topallayan bir köpeğe çevirdi ya da hafif bir rüzgârın peşinde dilenen yırtık pırtık bir bayrağa; böylesine dağıttı onu; Johannes'i durdurma arzusuyla yanıp tutuşuyordu, bu arzu yaralı, yumuşak bir salyangoza benziyordu, hafif hafif seğirerek başka bir salyangoz arayan, kabuğu kırılmış ölürken onun bedenine yapışma isteği duyan bir salyangoza.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Reklam
Soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. Fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz. Sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o, kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz.
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Alıntı
Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere (benim ender benzerlerime ve bana), her seyi reddetmekten baska hayat tarzı, dünyayı seyretmekten başka yazgı kalıyor muydu? Dinle yaşamanın ne olduğunu bilemiyorduk, inanca akıl yoluyla ulaşılamayacağına göre bilemezdik de; insanın bir kenara atılabileceğine inanamıyor, bu açıdan düşününce kendimizi nereye koyacağımızı da bilemiyorduk; bu durumda sahip olduğumuz ruh, hayatı estetiğin gözüyle seyretmekte işe yarayabilirdi ancak. Böylece dünyaların cafcaflı görüntüsüne yabancı, ilahî olana ilgisiz, insanı hor gören bireyler olarak, kendimizi, boşu boşuna, beyin sinirlerimize uygun düşen karmaşık bir Epikürosçuluğun bağrında serpilmiş amaçsız duygulara bıraktık.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Alıntı
Karanlığın peşine düş, karanlığın peşinden karanlğa gömül. Başta dibe in, derinlere, en derine varınca ışığı zirvede, kendi ellerinin içinde, yanında göreceksin. İşte bu insan olmak demektir. İnsan ol!"
Sayfa 98·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Gönlü böyle istiyordu, zaten insanı delilğe iten de hep bu gönül değil miydi?
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam