Yaralı ve incinmiş bir hayat hakikatin yalın güzelliğiyle ışır bize; kalbin belleğinden konuşur, "yaralarım aşktandır", diye fısıldar çünkü, sadece aşk sonsuza dek kanayabilir.
Ümitsizlik çağında neşe bir şeyi değiştirmeye talip olmaktır. O halde dostum içinde bir neşe kırıntısı bulana dek göğün altında yürü.
Bir derde müptela olmamış kişiye anlatamazsın derdini. Dert meyhanesinde başka sarhoşlar bulmalısın. "Benim içimdeki sızıyı başkasıyla mukayese etme. Başkası tuzu elinde tutuyor. Halbuki tuz benim yarama ekilmiştir." diyor Hafız. Tuzu yarısında hissedenlerle düş kalk sen.
Kendi sesinle haykırdıysan, kendi gözyaşlarınla ağladıysan, kendi gözlerinle gördün ve kendi düşüncelerinle düşündüysen, kendi rüyalarınla uyudu ve kendi dualarınla yakardıysan sana ait bir ömür sürdün demektir.
Seni ne eksik bırakıyorsa sen de onu bırak.
Bir madalya gibi taşı göğsünde yaralarını. Sen gerçekten yaşadığın için onlar var ama orada eğleşme fazla, başka cenkler, başka muharebeler, başka zaferler seni bekliyor ileride.