Hedef bir kitap okumak değil,okuyan birine dönüşmek ve okuduklarından ders alıp onlardan bir hayat oluşturmak. Nacizane; Hüseyin ve Çılgın Harfler - Vay Canına! Kitaplarının yazarı :)
Okuldayken coğrafya
öğretmenim dünyanın bi' portakala benzediğini anlattıydı, on yaşıma gelmeden portakalın tamamının kimseye ait
olmadığını anladım. Kimsecikler kendi payından daha fazlasına sahip olamaz ve kimi zaman yeterince pay düşmemiş gibim görünür. Ama siz... hiçbiriniz... sakın ha bütün
portakalın sahibi olduğunuzu düşünmeyin, sonra kesinkes
hata ettiğinizi anlarsınız ama ağır darbeler yemeden de anlayamazsınız." Çocukların çocuklardan öğrendiği şey,' dedi,
'bütün portakalı kapmanın anlamı olmadığıdır... kabuğuyla
falan yani. Böyle yaparsanız çekirdeklerini bilem alamazsınız, kaldı ki onlar da yenmeyecek kadar acıdır."
Yazar Gülten Türkel hanımı Kitap Kulübü sayfamızdan tanıyorum. Geç kalmış olsamda kitabı satın almak okumak nasip oldu. En başta güzel bir kapak karşılıyor bizleri ve Gülten hanımın kitabı 1.Dünya Savaşında Ermeni zulmünden kaçarak Anadoluya gelen babaannesine ithaf ettiğini okuyoruz.
Anlatımı ile anında o ortama gidiyor ve oradaki insanlarla yaşıyorsunuz. Anneannesinin gümüş saçlarında,hazırladığı kahvaltı sofrasında dolaşıyorsunuz.
Hikayemiz Revan'da (Erivan) anneannenin anlattığı hayat hikayesi ile başlıyor. Türk,Gürcü ve Ermenilerin dostça yaşadığı bir zamanda dede,nine, anne, abla,kardeş büyük bir evde yaşıyorlar.Sonra 1.Dünya savaşı ile birlikte hepsi birbirine giriyor ve Rusların kışkırtmalarıyla düşmanlıklar başlıyor, bu sırada 1.Dünya savaşına katılan Osmanlı, Sarıkamışa giden ve bir daha haber alınamayan babası.
Revan'da Türklere yapılan katilamlar artınca evlerinde bulunan gizli bölmede haftalarca anne ve iki kızı, (Anne Frank gibi) kalıyor ve hayatlarını ancak öyle kurtarıyorlar. İçeride saklanırken dışarıda Ermeniler tarafından insanlara yapılanları anlatmak istemiyorum ya daha önce anlatılanlardan biliyorsunuz ya da kitabı alır okursunuz anlatılacak gibi değil çünkü. Süreç Anadoluya gizlice kaçış ve yolda anne kız kardeş ve ablanın birbirinden ayrılışı. Hikaye burada bitmiyor tabi günümüz Türkiyesinde devam ediyor torun Sema gizlice fotoğraf albümünden aldığı siyah beyaz eski bir fotoğrafla büyük yardımlarla kaybolanları aramaya başlıyor.
Sema akrabasını bulabilecek mi diye düşünürken şu aklınıza geliyor,ortada vahşice gerekleştirilen ve 10 binlerce Türk'ün öldürüldüğü bir soykırım varken yıllardır ermeni soykırımı diye millete kakalamaya çalıştıkları yalan yanlış bilgileri kendilerinin yaptıkları ortaya çıkmasında diye mi ortaya atıyorlar acaba?
Kötü geçen bir çocukluk anne ve babayı,hatta kız kardeşi erken yaşta kaybetme ve sonrasında gelen mütevazı hayatı. Onun hayatta tek isteği kaldığı pansiyon odasını satın almaktı bir gün koridorda o güvercini görene kadar...
Fobilerimiz hayatımızı bu kadar etkiler mi bilemiyorum ama Jonathan Noel'i bambaşka bir insana dönüştürdü kitapta. Patrick Suskind'in yıllar önce Koku kitabını okumuştum ama bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum. Bir güvercin dedim kendime sadece bir güvercin insanı bu kadar değiştirebilir mi?
İçinde tuttuğu herşeyi dışa vurumu,nefretini kusuşu,içinden resmen bir sadistin çıkması yook artık dedirtti bana. Aslında burada üzerinde durulması gereken güvercin değil, insanın alışkanlıklarını değiştirecek ya da rahatını bozacak şeylere karşı alınan tavır, dış faktörlerin hayatı hangi manada etkileyebileceği. Takıntılı bir insanın günlük rutininden çıkınca neler yapabileceği ile ilgili bu kitap.
İnce ama dopdolu bir özellikle betimlemeleri, uzun içsel konuşmaları sevenler için bulunmaz bir kitap diyebilirim. Sevgiler. GüvercinPatrick Süskind
GüvercinPatrick Süskind · CAN YAYINLARI · 20212,708 okunma