Pazar günü, çok geç kalkıyor ve yağmura ya da güneşe, gelip geçene ya da sessizliğe bakarak, pencerenin önünde oturuyor. Bütün yıl böyle. O bekliyor. Ölmeyi bekliyor.
Bir hüznü sürgün etme zorunluluğu yoktur, ama içimizdeki hüzünlerden birini, can sıkıcı ama alna yazılmış olan şu hazzı yok etmek gerekir. Dostlarıyla mutlu, dünya ile uyum içinde olmak ve ölüme ulaşan bir yolu izleyerek mutluluğunu elde etmek.
Ben bir tembel miyim? Tembel olduğumu sanmıyorum ve bunu kendime kanıtladım. Ama, insan hoşuna gitmediği için sıkıntı veren şeyi reddetme hakkına sahip midir? Aylaklığın, yalnızca yeterli güce sahip olmayanları darmadağın edeceğini düşünüyorum. Bu güçten yoksun olsaydım, bana yalnızca tek bir çözüm yolu kalabilirdi.