“Yorgunluk diye adlandırmak doğru değil belki ama rahat değilim, korkuyorum. Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet, belki de yorgun değilim, korkağım yalnızca. Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum. Korkunç bir yorgunluk olur bu... Ancak akıl hastanesinde dinlenebilir insan; gözünü sabahtan akşama kadar bir yere dikip oturarak....
“Onun canlanıp mücadele ettiğini bir kez gördüm, o da kocası bir sevgili bulduğunda. O zaman ortalığı ayağa kaldırdı, birkaç kilo zayıfladı, bir sürü bardak kırdı, haftalar boyu bütün mahallenin uykusunu haram etti bağırıp çağırmasıyla. Komik gelecek ama bence yaşamının en mutlu dönemiydi o; bir şey için savaşım veriyordu, kendini canlı, yaşadığı zorluklara karşılık verecek güçte hissediyordu”
Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda.