İnsan, tesbihin imameden başlaması gibi kendinden başlayarak bir yolculuga çıkar, o yolculukta birçok olay yaşar; eğilir, bükülür, acı çeker, sevinir, pişer, olgunlaşır ve sonunda kemâle erer. Böylece tesbihin sonuna gelerek
dairesini tamamlamış olur ancak işin ilginç yanı şudur:Aslında insan, başladığı noktaya geri dönmüştür, yani kendine. Tabii ki burada tek fark vardır: O, artık başladığı gibi degildir. Yolda terbiye olmuştur ve sonunda dairesini
tamamlayarak kemâle erdigi bir makamda bulunmaktadır.
Vicdanımız, bizim de acı çekmeye başladığımız noktaya varıncaya kadar diğerlerinin maruz kaldığı sıkıntıları umursamaz. İstisnasız tüm durumlarda, bu bizi de rahatsız etmeye başlayana kadar, diğer kişinin acısına kayıtsız kalırız.
Maddi değerler yoktur, yalnızca manevi
olanlar vardır. Gerçek maddi değerin peşine düşersen boşuna uğraşmış olursun. Öyle bir şey yok çünkü. Bir anlığına bile olsa, sahip olduğu tek değer, arkasındaki manevi değerdir. Onu kaldırırsan yine hızlıca değersiz olur.
İslam ; ticareti helal sayarak sosyalizmden, faizi haram sayarak kapitalizmden ayrılır. Biri insan tabiatını görmezlikten gelen diğeri ise insan tabiatına kontrol ve sınır koymayan bu iki aşırı ekonomik sisteme karşılık, insanın köklü içgüdülerine bir ölçü içinde alan açan bir sistem getirmiştir.