Gençler, kendilerine özgü bir şekilde yetişkinlere kıyasla ölümün daha çok farkındadırlar. Çünkü yetişkinler, her zaman olduğu gibi ‘dünyaya düzen getirmekle’ meşgul olup dinin, sanatın ve politikanın yaygın ritüellerine katılmaktadırlar.
Gerçekten de hangi dilde olursa olsun, umut, onsuz hayatın başlayamayacağı ve anlamlı bir şekilde sona eremeyeceği benliğin en temel niteliğini ifade eder.
"Bebeklik dönemindeki ritüelleştirmelerde temkinli davranma ve birtakım şeylerden imtina etme, ebeveynin sorumluluğundaydı; oysa bu dönemde neyin mümkün olduğu ve/veya neye izin verilip verilmediği konularında çocuğun bizzat kendisi karar vericidir; dolayısıyla da ‘kendine mukayyet olması’ için eğitilmesi gerekir. Bunu sağlamak için ebeveyn ve diğer aile büyükleri, çocuğu, eğer kendine (ve yetişkinler de ona) dikkat etmezse benzeyeceği karakter ile –yüzüne karşı- mukayese eder ve böylece birbirine karşıt iki benlik imgesi yaratırlar."
Bu iki benlik nedir? "Bu benliklerden biri, çocuğun ‘kendi kültürü ve kendi evinde arzu edilen karakteri’ nitelerken, diğer (çocuk için daha can alıcı, dolayısıyla da paradoksal bir biçimde daha belirleyici olanı) ise kişinin ‘olmaması gereken ama olma ihtimali olan’ negatif karaktere denk düşer. Bu imgeler, çocuğun sergilemek için henüz çok küçük, tam yaşında veya artık çok büyük olduğu davranışlara yapılan ardı arkası kesilmeyen göndermelerle pekiştirilebilir. "
Babanın bu dönemdeki önemi nedir? "Bu alanda, baba figürü de gittikçe daha merkezi bir konuma yerleştirilir. Bu ilişkiler küresinde ‘evet’ ve ‘hayır’ ları belirlemek, üstelik bunu yaparken de koruyucu nitelikte bir yol göstericilik ile yasaklayıcı ve tehdit edici olmak arasında bir denge kurmak belki de kalın sesli, biraz da kaslı bir otorite figürünün iradesine kalmıştır."
Monarşiler bu savla uzun süre rekabete girmişler, böylesi bir atfın adresi olmaya çalışmışlardır. Modern zamanlardaysa bu kutsallık işlevini üstlenen, liderlerinin yüzlerini binlerce afiş üzerinde çoğaltan politik ideolojiler olmuştur. Ancak şüphe ile bakan gözlemcilerin böylesi kapsamlı ve aşkın deneyimlere duyulan geleneksel ihtiyaçları, kısmen infantil ihtiyaçlara bir gerileme veya bir tür kitle psikozu olarak değerlendirmeleri son derece kolaydır.