<<Spoiler>>
Kitabı okuduktan sonra annesinin yazmış olduğu kitabın içeriğine baktım, sonra da her iki kitabı okuyan ve kendisi de bir Mormon olan bir yazarın makalesini okudum. Çeşitli kaynaklardan Westover ailesinin fotoğraflı kanıtlarla yazılmış makalelerini de okudum. Bunca okuma yapmamın nedeni bu kitabın edebi bir eser değil bir anı kitabı olmasından kaynaklı hikayenin her iki yüzüne de bütüncül bakma isteğimdi.
Nitekim kitabı okuyan bazı kimselerin edebi bir tadı olmadığını, tabiri caizse basit olduğunu dile getirdiklerini gördüm. Fakat burada atlanan önemli bir husus var zannımca. Bu kitap zaten edebi bir eser olma amacı gütmüyor. Kitap başlangıçtan itibaren gözle görülür bir şekilde otobiyografik bir roman. Bu açıdan okunduğunda edebi bir üslup beklemek saçma.
Öte yandan kitapta sevdiğim bir nokta ise yazarın dürüstlüğü oldu. Benim dürüstlük olarak adlandırdığım bu durumu bazı okurlar incelemelerinde çelişki olarak adlandırmış. Sanırım burada bir bakış açısı farklılığı var. Çünkü kitaptaki çelişkili kısımları yazarın umursamazca yazacağını zannetmiyorum. Aslında yazar, geçmişini yazarken o an ne düşünüyor ve ne yaşıyorsa KENDİ bakış açısıyla yazmış. Bu durum da okurda bir çelişki var hissiyatı oluşturmuş.
Bazı yerlerde olayların diğer kardeşlerce de sorgulanması yazarın suçlama amacından ziyade yalnızca olanı biteni anlatma ihtiyacı taşıdığını düşündürüyor.
Çocukluk anılarının olduğu kısımlarda ve genele bakıldığında yazarın bir çocuk kırgınlığı taşıdığı görülebilir. Zira kendi çocukluk yıllarımda annem ve babamla ilgili hoş olmayan anıları hatırladığımda ve bu anıları onlara söylediğimde bana o işin öyle olmadığını söylerler ve kendi açılarından anlatırlar. Ancak ne anlatırlarsa anlatsınlar benim o an hissettiğim şey gerçektir. Tüm yaşanan olayları