Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
blues
Blue sözcüğü Elizabeth Çağı'ndan bu yana melankoli ve depresyon sözcükleriyle bir düşünülmüştür. Zamanla terimleşen sözcük bugünkü anlamıyla ilk kez 1807'de Amerikalı yazar Washington Irving tarafından kullanılmıştır.Plantasyonlardaki bir tarım aracına indirgenen siyahlar, beyaz efendilerinin kendilerini "monkey" diye çağırıp durmalarına inat "insan" olduklarını duygulu müzikleriyle ispat etmeye çalışmışlardır. Öyle ki duyguların bir ifadesi olan blues müziğinin adı aynı zamanda hüzün anlamına gelmektedir. Başka bir açıdan bakıldığında siyahların müzikal ilhamını kuvvetlendiren onların bu yeni dinsel algılamaları ve imgeleri olmuştur. Hıristiyanlığın benimsenmesi aşamasında aslında "İsa'nın acısı" ile siyahların içerisinde yaşadıkları acı koşulların özdeşleştirilmesi epey etkili bir tahayyüldür.
Sayfa 139 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Gospel
Beyaz misyonerler daha düne kadar ruhu olmadığına inanılan siyahların "doğru yol"u görmeleri için 1790larda başlayan misyonerlik hareketiyle Metodist Kilise'yi kurmuşlardır. Siyahlar arasında bu din neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan hızla yayılmıştır. Çünkü siyahların hıristiyanlaşmasının onların kölelik angaryalarını bir kenara atıp ferahlaması ve özellikle Noel gibi dönemlerde canlı sosyal yaşantı içerisinde kabul görmesi için önemli bir işlevi olmuştur. Ancak siyahların hakir görülen köklü kültürleri Anglo-Sakson beyaz kültürü karşısında pek de kendisinden ödün vermemiş ve beyazlar bir süre sonra ilginç bir gerçeklikle karşılaşmışlardır: Tamam, Siyahlar Hıristiyanlaştırılmasına Hıristiyanlaştırılmış; ama bu sefer beyazların kendi dinsel müzikleri de Afrikalılaşmıştır! Siyahların bu köklü müzikal geleneğiyle birleşen Hıristiyan kutsal değerleri ileride blues müziğin ortaya çıkması epey önemli bir payı olan bir dinsel müzik olan gospelin temelini atmıştır.
Sayfa 138 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Rock and roll'un ya da işin en başındaki ismiyle blues'un gelişim evresindeki en yakın halkalardan biri onun daha sonraki seküler görünümünün aksine dinsel bir yöne sahiptir. Bu halka kölelerin Hıristiyanlaştırılması sürecinde kendi gelenek- sel Afrika ezgileriyle harman olmuş onların acılarını, özlemlerini yansıtan dinî müziklerdir.
Sayfa 138 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Blues'un köklerini açıklamak pek öyle zannedildiği kadar kolay değildir. Blues daha yaygın bir tanımla, ataları Afrika'dan getirilmiş Amerikalı siyah kölelerin müziğidir. Notalarında Kara Kıta'nın soluğunun ilk önce hissedilmesi doğaldır. Ancak bununla beraber blues'un içerisinde bir taraftan Avrupalı Kelt müziğinin de dokuları bulunurken, diğer bir taraftan da Asyalı köklere sahip Kuzey Amerika yerlilerinin ve İspanyolların müzik üslubunun etkileri kendisini göstermektedir. İspanyol kültürünün etkisi kullanılan enstrümanda da görülmüştür. Bugün blues, rock ve metal'in olmazsa olmazı olan gitar ve bass'ın temeli de aslında yine bu İspanyol gitarına dayanmaktadır. Blues'un yeşerdiği Mississippi Deltası'nda ilk başlarda, XIX. yüzyılın ortasında siyah müziklerinde gitar kullanılmamıştır. Afrika kökenli birçok enstrümanın ince bir uyarlaması olan banjonun atası banjor yaygın olan enstrümandır. Gitarın tüm Amerika'da yaygınlaşması XX. yüzyıl başlarında olmuştur. Gitarın yaygınlaşmasında ve tercih edilmesinde şüphesiz hafif ve kolay taşınır olması ve daha da önemlisi ucuz bir enstrüman olması etkili olmuştur.
Sayfa 136 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
İki savaşın arasında sanat ve edebiyat alanında başlayan karşıt düşünce birikimi, 1960 sonlarında ABD ve Avrupa'da ortaya çıkmaya başlayan hippi akımına oradan da bunu izle- yen diğer marjinal akımlara eklenmiştir. Bu marjinallikler artık uygarlığın, modernizmin sona erdiğinin farkındadırlar. Tüm beylik değerler yıkılmış ve dolayısıyla "uygarlık nedir?" sorusunun cevabını vermek artık kolay bir iş olmaktan çıkmıştır. Temel gaye köhnemiş dünyayı ve onun geleneklerini, ahlâkını, politikasını ve kültürel değerlerini (sanat, felsefe, din vs.) çöpe atıp yeni bir dünya var etmektir. İşte bu süreçte modernizmin birtakım uzantıları görülse de bu marjinallikler, karşıtlıklarını ortaya koyabilmek için iletişim araçlarının gerekliliğinin bilinci içerisindedirler. Uygar dünyaya, modernizme (bunun içerisine modern yaşam, modern siyaset anlayışı vs. girmektedir) karşı takınılmış bu tavır kimi zaman ona karşı sırtını dönerek kendisini gösterse de çoğu zaman onu kıyasıya eleştirerek karşımıza çıkmaktadır. Bu protest duruş temelde düşünce adamları ve sanatçılar ile ilgili olsa bile ilerleyen aşamada yeni yetişen genç kuşak bu protest birikimin etkisi altında kalmıştır.
Sayfa 133 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam