Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
Dadacıların ortaya çıkmasında, onların çıkış noktası olan dünyadan ve uygarlıktan umudu kesme durumunda etkili olan diğer bir unsur da endüstrinin artık önü alınamaz bir boyutta ve tehlikeli bir biçimde gelişmesi olmuştur. Oysa 20. yüzyıla girerken var olan olumsuz hava bazı sanat çevrelerinde olumlu bir şekilde karşılanmış, makinenin bir parçası konumundaki yeni mekanik insan tipi ve yeni dünya bu sanatçılarca müjdelenmiştir. Bunlar şair Marinetti'nin önderliğini yaptığı, daha sonraları Boccioni, Balla, Carra gibi birtakım ressamların da desteklediği İtalyan fütüristlerdir. 20. yüzyılın ilk yıllarında İtalya artık endüstrisini tamamlamış bir ülke profili çizmiştir ve bir süre sonra her endüstrileşmiş ülke gibi bu durumun olumsuz yönleriyle karşı karşıya kalmıştır. Henüz 1909'da İtalya'daki endüstrileşmeye olumlu tarafından bakmayı amaçlayan, ona karşı iyimser bir tavır takınan, dinamizmi, gelecekten umutlu olmayı kendisine bir ilke olarak belirleyen gelecekçilik (futurism) akımı ortaya çıkmıştır.
Sayfa 100 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Gleize'e göre "dada her şeyden önce ulusal olanlardan başlayarak sınırları yok eder. Hareket 1914'te uygar olduğu söylenen ve değerleri, kültürü ve hümanizmasıyla övünen Avrupa'nın göbeğinde örgütlenen ulusçu kasaplığın genç beyinleri örselemesi sonucu ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak da dadacılık ve onun içinden doğan gerçeküstücülük sanatçıları politik nedenlerden ötürü ulusal duyarlıktan iğrendiler ve genellikle insanlığı dillendirmeye çalıştılar. Kendi içerisinde komünist ve anarşist olarak bloklaşmış olan dadacılar ve gerçeküstücülerin ortak yanı ortaya çıktıkları dönemin atmosferinden duyulan rahatsızlık olmuştur. Dadacılığın ortaya çıktığı ortam Birinci Dünya Savaşı'nın gergin ortamıdır. Gerçeküstücülük ise totaliter bir atmosferin hâkim olduğu İkinci Dünya Savaşı arifesinde yeşermiştir. Dadacılığın ve gerçeküstücülüğün karşı durduğu, onların uygarlıktan ve dünyadan umudunu kesmesine neden olan siyasî hava bu baskıcı ve faşist rejimlerle ilgilidir ve tabii ki tüm bu felaketlerin müsebbibi politikacılar da her şeyle beraber lanetlenmelidir.
Sayfa 99 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Dada
Dada tıpkı bir bebek hecelemesinde olduğu gibi henüz başlangıcında, primitif ve dürüst olan bir sanatı anlatmak istemişlerdir. Dada öncelikle, kendini beğenmiş bir akılcılığa karşı çıkan bir yaşam anlayışıdır. Bu gençler, yeni şeylere yer açmak üzere akılcılığı en kaba araçlarla bilinçlerinden çıkarmak istemektedirler. O zamana dek geçerli olan anlamından sıyrılmış her anlatım aracı, buna hizmet etmelidir. Aralarında hiçbir mantıksal ilişki bulunmayan ve yalnız ses uyumuna dayanan şiirler okunur; çeşitli gündelik eşya birbiriyle birleştirilerek adına sanat yapıtı denir; rastlantı, müzik bestelerinde bir yaratıcılık ilkesi olarak kabul edilir ve elektrikli müzik araçları oluşturularak bunlarla gürültü müziği yapılır. Onlar "burjuva sanat kavramıyla her türlü bağını koparmış, gelenekleri hiçe sayan ve sanat tarihinin hiçbir çekmecesine sığmayan yepyeni bir sanat peşindeydiler. Bu bağlamda aslında onların en çok korktukları durum da herhalde günün birinde bir sanat tarihi kitabında kendilerinin bir akım olarak tanımlanması olmuştur.
Sayfa 96 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Varoluşçuluk
Ritter'e göre varoluşçuluk, "köklerinden kopmuş... temelini yitirmiş, geçmişe, tarihe güvenini kaybetmiş... toplumda yabancılaşmış... mutsuz, huzursuz insan varlığını dile getiren ve toplum içinde yaşa- yan bireylerin tehdit altında olduğu... günümüzle gelenek arasındaki bağlantının koptuğu... insanın manasız bir varlık haline geldiği, kendi kendini yitirmek tehlikesinin baş gösterdiği yerde" kendisini gösteren bir felsefedir. Varoluşçuluğu anlamlandırabilmek için onun üzerine yapılan tanımlama gayretleri ve çalışmaları şüphesiz önemlidir; ancak varoluşçulukta ortaya çıkan bu tanımlama güçlüğü onun bir felsefi doktrinden çok doğrudan yaşam ve varoluş karşısındaki insanın konumunu anlamlandırmaya ve ifade etmeye çalışan bir duruş olmasıyla ilgili görünmektedir. İnsan istikrarsız, vahşi ve tehlikeli bir dünyaya fırlatılarak yaşamak zorunda bırakılmıştır. Bu görüş elbette ortaya çıktığı yüzyıldaki tozpembeliği alaşağı etmiştir. "Varoluşun olumsuz yönleri olan acı, hüsran, hastalık ve ölüm 19. yüzyıl iyimserliğinin tersine insan gerçekliğinin temel özelliği haline gelmiştir.
Sayfa 78 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Anarşizm
Cevizci'nin sözlüğünde anarşizm "toplum içindeki politik kontrolün ve siyasî baskının ortadan kaldırılmasını öğütleyen, devletin insanın en büyük düşmanı olduğunu söyleyen ve bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak ve ideallerini gerçekleştirmek için kendilerini bir toplum içinde diledikleri şekilde düzenlemeleri gerektiğini ileri süren bir siyasî öğreti" olarak tanımlanmıştır. ... Craig O'Hara anarşinin gerçekleşme koşulu olarak özellikle şunu vurgulamaktadır: Anarşi sadece yasaların olmaması, yasalara ihtiyacın olmaması anlamına gelmemektedir. Anarşizm, bireylerin sorumlu biçimde davranmalarını gerektirir. Bireylerin, onları yönlendirecek ve cezalandıracak otoriteleri olmadığı zaman; birbirleriyle dürüstçe ve eşitçe konuşabilecek kadar cesaret ve akıl sahibi oldukları zaman; ancak ve ancak o zaman anarşi mümkün olur. O'Hara'nın ifadesinde anarşizmin bir koşulu olarak belirtilen "sorumluluk" daha önce de ifade edildiği üzere 20. yüzyılın altkültür gençlik grupları üzerinde en etkili felsefelerinden biri olan varoluşçuluğun temel kavramlarındandır.
Sayfa 76 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam