Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
Modernizmin verdiği açıklara modernizme iman etmiş kimi entelektüeller gözlerini kapayıp kulaklarını tıkasa da kimi zaman bazı modernistler vaziyetin farkında olmuş, bu durumu modernizmin içerisinde eleştirmiş ve modernizmin üstesinden gelebileceği bir geçici buhran süreci olarak görmüşlerdir. Postmodernistler ise modernizmin böyle bir eleştiri süzgecinden geçirilmesini gereksiz olarak görüp ondan umudunu tamamen kesmiştir. Ortada var olan gerçeklik ise modernizmin hem içeriden hem de dışarıdan sıkı bir eleştiri bombardımanına uğruyor olmasıdır. Sanat, edebiyat ve düşünce alanında, uygarlığın ve modernitenin durumu, insanlığın modernist hedefleri savaş sonrası süreçte sürekli olarak sorgulanmıştır. Örneğin yıkıcı dadaizm akımı, onu izleyen sıradışı gerçeküstücülülük (surrealism) ve bunlarla beraber başkaldırıyı içinde barındıran varoluşçuluk (existentialism) ve hiççilik (nihilism) dönemin marjinalliğinin bilinçaltında gizli öncüller olmuşlardır.
Sayfa 73 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
1914'te savaş hakkında ne biliyorduk? Yarım yüzyıla yakın bir barıştan sonra kitleler, büyük bir savaş konusunda ne bilebilirlerdi? Savaşı tanımıyorlardı. Hatta böyle bir şeyi bir gün düşünmüş değillerdi. Savaş, masalımsı bir şeydi. İşte böylesine uzak kalıştan ötürü savaşı bir kahramanlık ve romantizm konusu yapmışlardı. Savaşa okul kitapları ve müzelerdeki tablolar açısından bakmışlardı. Pırıl pırıl üniformalı atlıların yaptığı parlak saldırılar, hep de kalbin tam ortasına rastlayan öldürücü kurşun!... 1939 kuşağıysa savaşı tanıyordu. Kendini aldatmıyordu artık. Savaşın romantik değil barbarca olduğunu biliyordu...
Sayfa 70 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
Kapitalizm varoluşunun formülünü ortaya koymuştur: Daha fazla hammadde, daha fazla üretim -bu modern köleliğin ve çevre tahribatının yaygınlaşması demek aynı zamanda- ve işte bu zinciri ayakta tutan en önemli halka: Daha fazla tüketim. Bu halka yine biraz önceki cümlenin başına bağlanıyor. Yani daha fazla tüketim, daha fazla hammadde...Ancak geride kalana dönülüp bakıldığında ise köleleştirilmiş, yaşlanınca bir kenara fırlatılmış, üretim – tüketim ilişkisinin bir aracı ve nesnesi olan birey ve asla geri getirilemeyecek tahrip olmuş bir doğa.
Sayfa 65 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, İsviçre'de 1919'da kurduğu Milletler Cemiyeti 1926 yılında köleliği de yasaklamıştır. Ancak modern dünyada yasaklanan toprak köleliğidir. Endüstri toplumunda her şey gibi insan da metadır, hammaddedir, nesnedir.
Sayfa 63 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap

Tayfun Bal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
2024 1. kitabı
Önder Kosbatar
9.2/10 · 17 okunma
Reklam