Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
Birinci Dünya Savaşı ABD'nin farklı bölgelerinden gelen askerleri bir araya toplamıştır. Bir süredir blues'un havasını soluyan Güneyli beyaz askerler de tabii ki ordunun içerisinde yer almıştır. Bu sayede savaşta, Amerikan taburları güneyli beyazlardan blues'u öğrenmiştir.
Sayfa 173 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ekonomik ve sosyal olarak sınıf atlamış ve kentin elitleri arasına girmiş siyahların nezdinde ise blues kimi zaman karşımıza bambaşka bir kimlik sembolü olarak çıkmıştır: Blues dinlemek, icra etmek bir köylülüktür, gettoluluktur, şehre uyum sağlayamamışlığın göstergesidir. Başka bir ifadeyle hala blues dinliyor olmak muhafazakârlık ve cahilliktir. Belki de siyah adam eskileri, o kölelik ve yoksulluk günlerini hatırlatan blues'u bilinçaltına gömmek istemiş, böylelikle bazı siyahlar için blues dinlememek sınıf atlamış olmanın etkili bir kanıtı olmuştur. Bu arada, bunun yanında eşzamanlı olarak blues bazı beyazların nezdinde folklorik, etnik bir Amerikan müzik üslubu olarak dikkat çekmeye başlamıştır. Hatta Oakley'in çalışmasında verdiği bir örnekte yerel bir siyah barında müzik icra eden grubun nabza göre şerbet verdiği görülmektedir. Siyah barında sınıf atlama sevdalısı siyahlar için daha da bir gospel kokan rock diyebileceğimiz, 1960ların ortalarında soul adını alacak olan türün müzikleri çalınırken ara ara salondaki beyazlar için de blues çalınarak onların da gönlü alınmıştır. Yani savaş sonrası dönemde bir taraftan blues müzisyenleri kendilerini farklı kaynaklardan beslerken bir taraftan da beklenilen beyazlar ve siyahlar arasındaki sosyal kaynaşmanın -en azından getto gençliği arasında- kendisini göstermeye başladığı dikkat çekmektedir.
Sayfa 170 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Mississippi kırsalında başlayan blues'un öyküsü şehirde devam etmiştir. Artık blues tam bir şehirlidir; ama bu şehirlilik içerisinde getto kültürünü ve elbette getto blues'unu da barındırmıştır. Yani yoksulluk, acı ve hüzün artık şehre inmiştir. Göç yaşamları, mekânları değiştirse de uzun bir süre siyahların içerisinde bulunduğu sosyal tabakada farklılık yaratmamıştır. Siyahlar birkaç kuşak öncesi deltanın plantasyon köleleriydi; onların kendileriyse şimdi eğer tabii iş bulabilmişlerse fabrikaların yoksul işçileri olmuşlardır. Yaşam taşradan kente taşınsa da aslında yaşanan hayatlarda pek bir farklılık gözlenmemiştir. Çiftlik yoksulluğu yerini getto yoksulluğuna bırakmıştır.
Sayfa 169 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Blues'daki protest üslubun Buhran'dan sonra farklılaştığı görülmektedir. Lirikler 1929 sonrasındaki süreçte daha bir politikayla ilgili olmuştur. Bunu aslında siyahların vatandaşlaşması sürecinin önemli bir parçası olarak görmek de gerekmektedir. Çünkü artık siyahlar memleket meselelerine enikonu kafa yormaya başlamışlardır.
Sayfa 168 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Blues çoğunlukla üniversite veya kolej mezunu olmayan alt tabakanın içerisinden ge- len, onun ruhundan akan bir müzik olduğundan liriklerinden dönemin sosyal koşullarını anlamlandırabilmek mümkündür. Rock, heavy metal ve punk gibi blues'un ardı sıra gelen akraba türlerde de lirikler yine aynı surette toplumun bilinçaltının derinliklerini yansıtmaktadır. Bu müzik türlerinde kimi zaman kendisini gösteren protest duruşlar da yine geldiği toplumsal sınıf ile ilgilidir.
Sayfa 166 - AltıKırkbeş Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap