Bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız, ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır.
Sevgili Dost,
Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi.
Acaba bir şeyin tamamına sahip olmak insan hoyrat ve küstah mı yapıyordu?
Vuslattan sonra bunun için mi bitiyordu aşklar?
Bunun için mi zarafeti korumak güçleşiyor ve davranışlara sızıyordu isyan?
Sevgili Dost,
Kararma yağmayacaksan; kürek çekme mahkûmu olmayacaksan. Sorma tahammülün yoksa cevaba. Saati kurma durduracaksan!
[Seveceksen beni eğer
Samimi olmalı duygun
Ya sev ta içten
Ya tamamen bırak.]
[...] kısmı kitabın 38. sayfasına aittir.
Sevgili Dost,
Yazın buharlaşmayacak, kışın donmayacak, sonbaharda yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak, ya da artacak sevgi. Altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek. Tagore gibi,
"İstediğin zaman lambayı söndür.
Senin karanlığını da tanır
ve severim," diyecek.