Sevgili Dost,
Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var?
Hüner, geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte. Oruçken su içmemekte ne var!
Hüner, ölürken suyu reddedebilmekte.
"İsâr" deniyor buna.
Yani tercih.
Yani sevmek,
yani göstermek
üstün olanı.
Sevgili Dost,
Mektubun gelmedi. Bu sana yazmamı engellemiyor. Asıl mektup gelmediğinde yazılmalı. Çünkü yazmamak da bir mektuptur, yazılandan daha güçlü satırlar içeren. Susmak ve konuşmak yerini bulduğunda ortaya çıkar melodi. Piyanonun tuşları, yan yana durdukları halde susmayı bildiklerinden dinletiyorlar kendilerini.
Sevgili Dost,
Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor. Eğer bir ruh beraberliğiyse dostluk, iki ruhu bir kılan nedir? Nedir bileşik kaplardaki su seviyesinin sırrı? Demek, "Dost insanın bir ikinci kendisidir." Demek, "Sevgi hiç ayırt etmez; sevenle sevilen aynı şeydir."
- Kim o?
- Senim!
Böyle bir diyalogda kapının varlığından kim söz edebilir?