bu profili not defterim olarak kullanıyorum. önemli bulduğum sonrasında dönüp tekrar bakarım dediğim noktaları paylaşıyorum. Bu paylaşımlar, alıntıladığım cümleleri onayladığım anlamı taşımaz.
Adnan, yeni evlenmiş bir karı koca tanırdı: ikisi de gençtiler, güzeldiler, zengindiler, malumatlıydılar, sıhhatliydiler, zekiydiler. bir gün Adnan bu kocaya "ikiniz de kimbilir ne kadar bahtiyarsınız!" demişti.
koca mırıldanmıştı: "ikimiz de terbiyeliyiz!"
Adnan şimdi bu lafı hatırlıyor, "acaba karı koca saadetlerinin yüzde kaçı bir terbiye meselesi, başkalarına karşı bir mesut görünmek meselesi, bir belli etmemek meselesi değildir!" diyordu.
kımıldamak için başkasının kolunu, bacağını isteyenler, bu kadar sakat olanlar, ölünceye kadar yaşamakta ısrar etmemeliydiler, intihar böyle insanlar içindi.
Sayfa 331 - Oğlak Klasikleri, Üçüncü Baskı, Adnan Karakteri
bir devlete, niteliğini, onun gerçek toplumsal içeriği, yani sınıfsal içeriği verir. Bir devlet köleci ya da feodal, burjuva ve kapitalist ya da proleter ve sosyalisttir. Her devlet, bir sınıf iktidarıdır: bu, onun kökeninin ve rolünün sonucudur. İçerik, devletin özünü temsil eder, biçimden önce gelir ve onu belirler. Her egemen sınıf, kendi sınıf iktidarına en iyi uyan biçimi seçer.
insanlar, adaleti egemen kılmak için, amaçlarına ancak kısmen ulaşabilen yasalar yaptılar: bu yasalar, herkesin ortasında şiddet kullanılmasını pekala önleyebiliyordu ama, gizli olarak şiddete başvurulmasını önleyemiyordu. İşte o zaman uyanık düşünceli bir bilge, insanlara, her şeyi bilen tanrılardan korkmayı telkin etmek gibi bir fikre sahip oldu. Hatta kimseye duyurulmadan kurulan kötü tasarıların bile tanrıların gözünden kaçmayacağına insanları inandırdığı zaman kanunsuzluk (anomie) [yani kronik bir şekilde yasaya karşı gelişler ] durdu.
Sayfa 454 - Aktaran: Sextus Empiricus, " Sisyphe", IX,54.
burjuva siyaset adamlarının devletle ilgili değişmez öğretisi, tamamıyla burjuva devletin, kamu yararına hizmet ettiği görüşüne dayanır.
Bununla birlikte, tarihsel deneyim, bu "teoriyi" sert bir şekilde yalanlar. yurttaşların, kamu yararının gereklerini, örneğin nazilerin silahlanmasına karşı protestoda bulunmak ya da yalnızca bastille'in alınışının yıldönümünü kutlamak gibi şeyleri hükümete anımsatmaya niyet etmeleri yeter, hemen burjuva devletin polis kordonlarıyla burun buruna gelirler. Ve eğer, emekçiler ekmeklerini savunmak isterlerse, ister özel sanayide, ister kamu hizmetlerinde olsun, polis baskısıyla ve burjuva devletinin temsilcilerinin silahlarıyla karşılaşırlar.
Demek ki, arkasına sığınılan "kamu yararı", pratikte, proleteryanın ve geniş halk tabakalarının çıkarını içine almaz. Bu "kamu yararı"nın sınıf sınırları vardır!