bu profili not defterim olarak kullanıyorum. önemli bulduğum sonrasında dönüp tekrar bakarım dediğim noktaları paylaşıyorum. Bu paylaşımlar, alıntıladığım cümleleri onayladığım anlamı taşımaz.
proleterya diktatörlüğü sınıflar savaşımının sonu değildir; onun yeni biçimler altında sürmesidir. proleterya diktatörlüğü yenilmiş ama, direnmeyi bırakmak şöyle dursun, direncini daha da yoğunlaştırmış, yok olmamış, ortadan kalkmamış burjuvaziye karşı siyasal iktidarı eline geçirmiş bulunan proleteryanın sınıf savaşımıdır.
sosyalist devrimden önce üretici güçler, üretim ilişkilerinin değişmesini zorunlu kılar; sosyalist devrimden sonra, yeni üretim ilişkileri, üretici güçlerin gelişmesini zorunlu kılar.
Üretici güçlerin, kapitalizmle ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar, sosyalist bir toplumun gereksinmelerini karşılayamayacaklarını hesaba katmak gerekir. birincisi, kapitalizm, son evresinde, teknik bakımdan daha ilerlemiş olsa bile, üretici güçleri tahrip ettiği için; ikincisi, kapitalizmde üretici güçlerin gelişimi tamamıyla anarşik olduğu için; üçüncüsü, kapitalizmde yığınların tüketimi çok düşük olduğu ve yalnız ufak bir sömürücü tabaka iyi yaşamak olanağına sahip olduğu için. Teknik bakımdan en gelişmiş kapitalist toplumun tükettiği ürünlerin miktarı, demek ki, sosyalist toplumun fazlasıyla tatmin etmeyi öngördüğü yığınların gerçek gereksinmeleri ölçüsünde değildir, sosyalizm, yoksulluğun genelleşmesi değil, bolluğun genelleştirilmesidir.
Anarşizm - ki, Fransız işçi hareketi üzerinde hala bir etki yaratmaya devam ediyor- üstyapının niteliğini ve rolünü tanımayan idealist bir öğretidir. onun için devletin sınıfsal kökünden, iktisadi temel ile olan nesnel bağından habersizdir. bu öğreti, devlette, insanın derinliğinde yatan ve aslında sınıf savaşımının bir alt- ürününden başka bir şey olmayan bilmem hangi egemen olma ve iktidar "içgüdüsü" görür. Bu yüzden, pratik planda, anarşizm, yığınların siyasal ve ideolojik eyleminin gereğini yadsır, çünkü, devletin gerçek gücünün yığınların desteği olduğunu görmez. Bireyin ya da azınlığın eylemini göklere çıkararak, anarşizm, serüvene kapılır, ve bir provokasyon aleti olarak yozlaşır.
siyasal gücün asıl dayanağı yığınların desteğidir; devlet, bu yığınların saflarında hüküm süren fikirlerden yararlanma durumundadır. yığınların bu desteği yerinde olabilir ya da olmaz; tarihsel gelişimin belli bir noktasına kadar aldatılabilirler ve sömürücü sınıfların iktidar gücü yalana dayanır. yığınların bu desteği azaldığı zaman devlet zayıflar: iktidardaki sınıfın açıkça şiddet yoluna başvurması, zayıflığın ve yaklaşan sonunun belirtisidir. belirleyici olan şey, yığınları içine alan fikirlerdir.