Spoiler içerir!!!
Mesleğim gereği matematik, yapay zeka ve olasılık teorisiyle çalışıyorum. Kitaba 'bakalım bu neymiş' diyerek başladım ve basit konseptleri güzel şekilde işlediğini söyleyebilirim. Kitabın ilk yarısı sürekli bölük pörçük, oradan oraya atlayan hikayelerle doldurulmuş. İlk yarı beni içine çekmedi fakat ikinci yarısı akıp gitti cidden.
Kitapta çok fazla FBI, UGA gibi örgüt ismi ve oralarda çalışan çok yüzeysel karakter isimleri geçti. Bu kadar çok olması biraz itici geldi bana. Ayrıca bu tip kuruluşları günlük hayattan değil sadece amerikan dizilerinden bildiğim için ister istemez yüzeysel kaldı. Galiba bir Amerikanda bile yüzeysel kalır.
Caine ve Nava tanışırken Caine'in dizkapağının parçalandığı söyleniyor. Adam Kitabın yaklaşık %70lik kısmını kırık dizkapağıyla geçiriyor. Bilimkurgu bile olsa gerçekçilikten çok uzak geldi bu ayrıntı bana. Ayrıca Nava da kırık diz ile yürüdü bir müddet.
Güzel bir bilimkurgu okudum, sürekli merakta bırakan bir akıcılık/sürükleyicilik deneyimi yaşattı fakat hem karakter derinliği çok az hem de edebi yönü çok eksik (tabi bu çeviriden de olabilir.). Bu sebeple karakterlerle tam tanışamamış ve onları tam hissedememiş kaldım. Bu durum kitabın içine girmemi zorlaştırdı biraz. Hatta üzüntü ve şoktan gebermem gereken Crowe'un ölüm sahnesinde bile, karakteri doğru düzgün tanımadığım için pek üzülemedim.
Cümlelerle daha iyi oynamayı bilen, biraz da karakter derinliği katan bir Adam Fawer'ın elinden çıksa tadından yenmez bir hale gelebilirdi. Örneğin Nava ile bağ kurmayı kitap boyu çok istedim, Caine'nin yeteneğinden çok Nava dikkatimi çekti. Zeki, hayvan gibi dayanıklı, anormal yaşamış bir kadın ajan: bu karakterin iç dünyasına daha çok girip beynimde ilişki kurmak isterdim.
Sonuç olarak, Caine'in aklına giren Julia bize şunları
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,4bin okunma
Hayat ne garipti. Sinekli Bakkal semtinin sokaklarına benzemiyor değildi. Rabia bu mukayeseye tebessüm etti. Bir köşeden saparsın: dar, karanlık bir sokak. Öteki köşeden çıkarsın: ferah, geniş bir cadde.
O kadar çok esrarengiz olgunun nedenini buluyoruz ki, bir şeyin bilinemeyeceğine inanmakta zorlanıyoruz.
Ama yine de bilinemeyen, bilinemeyecek diye bir şey var. O da karşımıza geçmiş sakin sakin işine bakıyor.
- Henry Louis Menchen
Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.
Baş karakterin suçu açıkça belirtilmemiş de olsa cinayet olduğu sezisi var kitapta, çünkü 'kanlı ellerim' benzeri tabirler var. Bu durumda cinayet suçundan hüküm giyip ölüm cezasına çarptırılmış olduğunu varsaydığım bir mahkumun ağzından onun son gününü okudum. Yazarın yapmak istediği çok açık, ölüm cezasına karşı bir metin hazırlamak ve ölüm cezasını taşlamak.
Okuduğum şey tam bir dramdı eyvallah ama Hugo beni ölüm cezasının kaldırılması gerektiğine maalesef ikna edemedi. Bence idam cezasının en eleştirilebilir noktası 'ya suçsuz birisini idam ediyorsak' şüphesi ve bu kitapta buna karşı hiçbir taşlama yok, hatta mahkumumuz işlediği suçtan dolayı vicdanının rahat olmadığını söylüyor (başka bir bölümde de 'haklı olarak cezalandırıldığımı kabul ediyorum' diyor). Prison Break dizisi bile bence idam cezasına daha güzel bir taşlama...
Madem birinin canını almak bu kadar dram konusu olacaktı sen niye aldın diye sorarlar adama. İdam cezası alan birisini değerlendirirken, 'birisi ölüyor' diye değil 'bu adamın belki de 5-6 masumu öldürmesi engelleniyor' şeklinde düşünürseniz bu kitaptaki tüm dram, hatta kitabın tamamı boşa çıkıyor.
Baş karakterin hücrede karşılaştığı öbür idam mahkumu kendini tanıtırken aşağıdaki sözleri ediyor;
"Bazen posta arabalarını, bazen yolcu arabalarını, bazen de sığır tüccarlarını soyuyorduk. Paralarını alıp atları ve arabaları öylece bıraktıktan sonra adamı bir ağacın dibine gömüyor; toprağın yeni kazıldığı çalılıklarda anlaşılmasın diye mezarın üzerinde dans ediyorduk."
Herif hırsızlıktan yakalanmış, kürek cezasından kaçmış, sonra da para için yukarıda anlattıklarını onlarca kez yapmış. Ne yapalım şimdi bu lavuğun idamına üzülelim mi?
O dönemde yaşayan ve bu kitaba karşı idamı savunmak isteyen birisi olsaydım kitaptaki bu alıntıda geçen, öldürülüp