Spoilersiz:
Kinyas ve Kayra isimli birbirine hiç benzemeyen ama kan kardeşi olan iki etik dışı manyağın evlerinden kaçarak genelde illegal takılacakları, dünyanın farklı yerlerinden geçecekleri yolculuklarında aldıkları notları okuyorsunuz. Kitabı bi Kinyas'ın bi Kayra'nın ağzından okuyorsunuz, alışmanız bir minik vakit alabilir. İlk başta ikisini ayırt etmekte zorlanabilirsiniz. İlerleyen süreçte iki farklı karakterin kendi yollarını nasıl farklılaştırdığını ve ikiz gibi görünen insanlardan iki farklı kişinin nasıl oluştuğunu okuyacaksınız.
Edebi yönünü çok güçlü buldum yazarın, çoğu yerde şiir okuyormuş gibi hissettim. Öyle ki, hem hikayeye gömülmüş olan toplum ve sistem eleştirileri sizi zorluyor hem de akıcılıktan kitabı bırakamıyorsunuz. Bu ikisi aynı anda olurken cümlelerin aktarım şekli o kadar iyi ki şaşırıp kalıyorsunuz. Düşünüyorsunuz, kızıyorsunuz, empati kuruyorsunuz, üzülüyorsunuz. Sonra da "bu şerefsizlerle empati kurmamalıyım, onlara üzülmemeliyim" diyip kendinize kızıyorsunuz. Çok keyifliydi, öneridir.
Buradan sonrası spoiler içerir!!
Kitabın ilk başlarında ben Kinyas ve Kayra'yı birbirinden ayırmakta güçlük çekiyordum. Kitabın minik bir negatif yönü bu bence; yazma stilleri, kullandıkları kelimeler, edebiyatları birbirlerinin aynısı. Hatta kitabın içerisinde monoloğu olan Alp isimli arkadaşları da Kinyas ve Kayra gibi konuşuyor. Bu da "lan şu an kimin yazısını okuyorum ben" şeklinde bir zorluk yaratıyor okuyucuya.
Onun dışında, Hakan Bey, naptınız amk...
Yolları ayrılana kadar yaptıkları pisliklerden ötürü ikisinden de nefret ettim ister istemez. Yolları ayrıldıktan sonra ise ikisinin de birbirine olan anlamsız ama anlayabildiğimiz bağımlılığından ötürü acı çektiğini gördüm. Öyle görünüyor ki, daha mantıklı adımları atan Kinyas, Kayra'nın yokluğunda
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır. Ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklardır. Aşklar, alkol, nikotin, ahlaki değerler, uyuşturucular... Hepsi de birer pranga olabilir her an, insanın ayağına. Zevk veren prangalar. Ortak özellikleri, varlıklarının verdikleri zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. Bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. Ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. Herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur... İnsanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar. Yıllarca uğraştım hepsinden vazgeçmek için. Yıllarca teker teker vücudumu ve beynimi kaplayan bu kabukları soydum. Ama her erken koparılmış kabuk gibi izleri kaldı zihnimde.