BülentÖz.

BülentÖz.
HeavyWorkEquipment
Cyprus International University (MBA)
Çorum
Turkey, 29 Ağustos 1989
789 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Geri Kalan Şarkıyı Bir Sonraki Hayatta Dinlerim.
Puan vermedi·144 syf.··
2025 74. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 15:16
Bugün de günlerden Güney Kore edebiyatı oldu. Kim Young –Ha. Kendisiyle yeni tanıştık. İlk defa kaleminden bir eserle mesai harcadım. Bu acayip kitapları nerden buluyorsun diye dalga geçtiğim sevgiliyle birlikte okuduk…:) ‘Ben aslında tarih öncesi çağa ait bir inanmışımda saçma sapan bir dünyaya düşüp orda çok uzun yaşamışım gibi.’ Buram buram reenkarnasyon kokan bu alıntının, kitabın önüme düşmesinde bir parmağının olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem. :):) Gerçi bu aralar bende sevdim şu birbirine ezelden aşına olma meselesine. Daha önce olmamış ama bu yaşamımızda vuslat olacakmış hadi inşallah Neyse çok kaynattık kitaba dönelim:) Alzheimer hastası olan 70 ine merdiven dayamış eski seri katil çömez şair Byıong-su nasıl olmuşsa olmuş e devletten sorgulattığı adli sicil kaydında sabıkası bulunmayıp erken emekli olduğu seri katil mesleğinden kalan icraatlarını yakalanmadan gömmeyi başarmıştır. E, F, T tiplerinden herhangi bir kapalı cezaevinde yer bulamasa da kendi zihin hapishanesinde infazına başlamıştır. İlahi adalet belki de kim bilir. Unutmanın, hatırlayamamanın bir insana verilecek en büyük cezalardan biri olabileceğini de metnin satır aralarında görmüş olduk böylece. Byıong-su da farklı bir şey var. Adam seri katil ama kızamıyorsunuz ona. Öfke duymuyorsunuz. Örneğin bir katil dahi olsa kendisi dünyanın en sevilen roman kahramanı olan Raskolnikov’u tefeci ev sahibesinin zulmüne karşı durmasından dolayı sevdik. İnce Memed’i eşkıya olmasına rağmen zalimin karşısında, mazlumun yanında olduğu için sevdik. Ama Byıong-suda durum aynı değil. Onca cinayeti neden işlediğini bile bilmiyoruz. Varoluş sancıları, iç hesaplaşmaları, zihninin ona oynadığı oyunlar, silinen belliği, olayları, insanları, anıları hatırlama çabaları, yeri geldiğinde kızını
Edebiyat
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Reklam
Di Çayının kıyısında oturdum ağladım
Puan vermedi·208 syf.··
2025 71. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 21:18
Memleketteyim. Çorum’un alelade bir ilçesi. Bu Di çayı da çocukluğumun anılarından kalma bir dere. Belki de dere bile sayılmaz. Ben küçükken dizlerimize kadar geliyordu sular. Artık su bile akmıyor. Dere yatağı diye bırakmışlar işte. Ancak yoğun yağışlarda belki. Peidra ırmağının kenarında oturup ağlamak isterdim ama maalesef. Hem coğrafya da kaderdir değil mi? Memlekete en son bir bayram vesilesiyle gelmiştim. Bir daha beni ancak cenaze olunca çağırın demiştim ki tükürdüğünü yalamakta üstüne olmayan ben aradan daha üç ay geçmeden burada yaşamaya başladım yeniden. Bunun sana 2 saatlik bir mesafede hayata tutunma çabasının olacağını henüz idrak edememiştim. Hayat işte garip değil mi? ikimizi ülkenin en ücra köşelerinden alıp şu alabildiğine bozkırın ortasında uzakları yakın etti. Paulo Coelho namı değer simyacının mucidi. Santiago ‘yu kendi menkıbesini bulsun diye diyar diyar dolaştırıp en sonunda ‘’hazine senin içinde yavrucuğum’’ diye hepimizi ters köşe yapmış, kişisel gelişim kitaplarının babasını yazan adam. Bu kitabını da sevdim. İnsan denen kamilin ruhani yolculuğunu aşkla harmanlamış. Zaten aşk olmadan hangi yolculuk amacına ulaşmıştır ki ruhani yolculukta da aşk olmasın. Ona göre ruhani yolculuk sevgiden başka bir şey değildir. Bunu konuşmuştuk seninle, insan iyilik yapmak, yardım etmek ya da birini korumak için sevmez. Böyle yapmak böyle olduğumuzu düşünmek biraz kaçamak bir yoldur. Sevmek bir başkasıyla birleşmek onda tanırının izdüşümlerini yansımalarını görmekle olur ya da olmalı ancak. Bütün ilahi dinlerde yaratıcı baba ve din adamları erkektir. Paulo Coelho bu metinde ya tanrı kadınsa diye sorar bize. Hiç düşünmemiştim tanırının bir cinsiyetinin olabileceğini. Belki de ödül ceza mekanizması bize yetiştirildiğimiz ataerkil toplumda
Edebiyat
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
Kur-tul-mak
8/10
·152 syf.··
2025 8. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 19:55
Tehlikeli Veya Kötü Bir Durumu Atlatmak İstenmeyen, Sıkıntı Veren, Hoşlanılmayan Bir Kimseden, Bir Yerden, Bir Durumdan Uzaklaşmak Bir Şey Bulunduğu Veya Bağlı Olduğu Yerden Ayrılmak Bağını Koparıp Kaçmak Doğurmak TDK ya göre kelime anlamı bu şekilde. Hecelerine ayırdı Melek bu kelimeyi.. Üstüne basa basa söyledi her bir heceyi. Kur-tul-mak… Ama kurtulmadı…. Kurtulamadı….. Kurtaramadık….. Hayatın yazılı olmayan ancak deneyimleyenlerin bir ömür sırtlarında bir küfe olarak taşıdığı kuralı şudur ki; “Annen yok kimsen yok.” Bu durum illede fiili bir olmayıştan sebep kaynaklanmaz üstelik. Romanı okuyunca göreceksiniz ki hep bir yolunda gitmeyen anne - çocuk ilişkisi vardır. Melek, Hakim Faik ve Hüsrev… Her bir karakterin annesi ile bir meselesi vardır. Erkek hegemonyasının altında meleğe yapılan iğrençliklerden bahsetmek yerine bu anne konusuna bilinçli olarak değiniyorum. Çünkü mazlumu da zalimi de doğuran bir anne var en nihayetinde. İlk İki bölümün bilinç akışı tekniğiyle yazılmasının asıl nedenide budur. Pınar Kür Meleğin etrafında ki erkeklerin eylemlerinin ve Meleğin sessiz kalışının altında yatan asıl nedenleri göstererek bir sebep-sonuç ilişkisi kurmamızı istemiştir…ve dönüp dolaşıp geldiğimiz sonuç hep aynı. Sevgisiz büyüyen çocuklar.. Melek dedesinin yanına gönderilir kararı veren üvey babasıdır erkek. Melek evine gönderilir kararı veren dedesidir erkek. Melek Hüsrev’in konağına satılır kararı veren erkek. Melek 65 yaşında adamla nikahlanır erkek. Melek başka adamlarla cinsel ilişkiye zorlanır erkek. Meleğin kocası vurulur kurtarılmak istenir kararı veren erkek. Meleğin kalemi kırılır ipe gönderilir kararı veren hakim erkek….. İşte bu nedenlidir ki erkekler kadının okumasını bilmesini öğrenmesini istemez. Kararı kendileri versin diye. Çünkü kadın
Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2024 1008. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 11:32
“Yürekten sevdiğin bir kişi varsa bir kişi olsun yeter hayatın kurtulmuş demektir.” Kitap bitti. Hakkında bir iki kelam etmek zaruriyeti doğduğundan, elime bir kalem bir de saman kağıdı aldım. Okey oynarken tabela tutulan yaz-boz :):):) kalemin arkasıyla masaya vuruyorum. Tık tık tık tık… ne söylemek gerekir nerden başlamak gerekir acaba ???? 20.yy’ın önde gelen yazarlarından George Orwell’in distopyası 1984’ün bu devre özel izdüşümlerini, Murakami’nin çok iyi kurgusuyla takip ediyoruz 1Q84de. Naçizane tavsiyem, Murakami’nin bu eserinden önce, okumayanların Orwell ‘in 1984’üne şöyle bir göz atması faydalı olacaktır. Geçmişin değiştirilmesi nedir? “Big brother” kimdir?, bizi neden gözetliyor? biraz kulak aşinalığının olmasında fayda var.. 1Q84 ün içinde yer alan “Q” İngilizce “Question” yani sorudan geliyor. Metni okuyunca göreceksiniz ki hakikaten Necip Fazılı’n dediği gibi “üst üste sorular soru içinde….” Fantastik tarzda, büyülü gerçeklik ekolü ile kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği sudoku çözüyormuş hissiyatı veren, her ne kadar sayfa sayısı akıllarda soru işareti bırakıyor olsa da, ritmi hiç düşmeyen okuru sürekli canlı tutan bir roman 1Q84. Murakami’nin evinin konsolunda parsel parsel yer almış onca edebiyat ödülü boşuna değil yani.. Peki 1Q84 ne anlatıyor bize ? Aslında ne anlatıyordan ziyade “biz ne anlamak istiyoruz?” dersek daha iyi bir soru sormuş oluruz. Örneğin sizin için aşk olmazsa olmaz ise içersinde imkansızlıklar içinde son sürat vuslata doğru koşan bir yürek meselesini okuyacaksınız. Siz eğer bilim kurgu fantastik polisiye tarzlarını seviyorsunuz deyim yerindeyse yer yer soluğunuzu tutacağınız bölümlerle karşılacaksınız. Parelel evren parelel, hayat, reenkarnasyon meselelerine kafa yoruyorsanız; her seçimin, atılan her adımın başka
Edebiyat
1Q84 - 3. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20172,335 okunma
Ve Nobel Mahfuz’u Kazandı…
9/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2024 1005. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2024 23:28
-“Bakın alışkanlıklarınıza bağlılığınız çok dikkatimi çekti… yani her sabah aynı saatte kalkmanız Nil kenarında gezinti yapmanız, aynı meydana çıkmanız, kahvehaneler örneğin bu kadar önemli mi sizin için?” -“Kahvehane deyip geçmeyin aslında kıraathane demek lazım. Her rastladığınız kimse bir roman bir başka esere konu olur. Kıraathaneler Doğu’ya bize özgü yerledir…dostlarımızı orda tanırız..” Yukarda yazmış olduğum diyaloğu Barış Manço’nun Nobel edebiyat ödülünü aldıktan hemen sonra Necib Mahfuz ile El Ahram gazetesinden ki ofisinde yapmış olduğu röportajdan aldım. Böyleydi Mahfu’zun insana bakış açısı. Ona göre her insan başka bir hikaye, başka bir olay örgüsü, başka bir romanın konusuydu.. 20.YY’ ın epik romancılarının başlarında yer alır Mahfuz. Mısır’ın yüz yüzyılına tanıklık etmiş yaşamının izdüşümlerini romanlarında görmek pek hayli mümkündür. Doğu toplumlarında 20.YY bir çok toplumsal kırılma anlarına gebedir. işgallar, savaşlar, rejim değişiklikleri darbeler, suikastler, faili meçhuller, etnik köken çatışmaları,kimlik arayışları, mezhep çatışmaları çok sert şekilde insan hayatını doğrudan etkiler, değiştirir dahi dönüştür de… Mahfuz için çağının çok önemli bir sosyoluğu dersek buna kimsenin itirazı olmaz diye düşünüyorum. Necib Mahfuz merkeze insanı koyar. İnsanın her türlü mizacına romanlarında yer verir. Onun eserlerinde baş karakterden ziyade roller her karaktere eşit dağıtılır. Okurken farkederseniz ki hepsi kendi içinde derinliği olan karakterlerdir. Bireyin iç dünyasından yola çıkarak toplumu anlamaya çalışır. Bu nedendendir ki Mahfuz, kıraathanede karşılaştığı her insanı bir kitap gibi okur…. Türkiyenin, tıpkı Türki cumhuriyetlerin abisi olması gibi Mısır da Arap kültürünün bir abisi konunumdadır. Mısır, 1919 da etkisini iyice hissettiren
Edebiyat
Saray YoluNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024389 okunma
Reklam