Ne zaman Hakan Günday okusam beni rahatsız ediyor. Hayatın karamsar tarafında bulduğum gerçekler belki onlara sığınıp oraları tanımaktır canımı sıkan bilmiyorum. Ama o kadar sağlam noktalardan yakalıyor ki okuyucuyu, elimden bırakamadan okuyorum ve günün her saatinde kitap aklımda oluyor. Temmuz sıcağıyla birlikte roman etkisini daha da arttırdı diyebilirim. Katil değilim ama içimde öldürdüğüm bir sürü ben var. Kayra’yı, Kinyas’ı çok iyi tanıyorum. Hayatı anlamlandırmak, hayatı piç etmek, düşmek, kalkmak, düştüğün yeri öpüp orada kalmak, zihnini öldürmek, zihnini yeşertmek, bütün bu zıtlıklar ve buhranlarla başetme yarışı biraz da yaşamak. İçimde insan kalabilmiş yerlere tutunup hayatın hafifliğini doldurmayı seçiyorum her şeye rağmen.
Daha, Az, Piç, Azil, Derz bunları okurken de aynılarını hissetmiştim. Bu saydığım kitapların biri derleme diğerleri roman ve toplumsal yaralara değiniyor hepsi. Rahatsız edici konuları yine akıcı bir şekilde ilerletiyor Hakan Günday fakat Kinyas ve Kayra’da çok farklı bir derinlik var. Karanlığın şiddeti çok daha sarsıcı. Çünkü birebir insanın iç çatışmalarına dayanıyor ve orada kendimden bir parça bulmamak neredeyse imkansız.
Hakan Günday’ı sabahlardan akşamlara kadar övebilirim. Yaptığı şeyi inanılmaz başarılı buluyorum. Bu kadar kasvetli boğucu depresif karakterlerle bağ kurdurup kitabı sonuna kadar okutabilen yazar devleşiyor gözümde. Ki ben beğenmediğim kitabı saniyesinde bırakan biriyimdir. Hiç zorlamam kendimi okunacak çok güzel kitaplar var. Ama bu kitabı okuduğumda hiç pişman olmayacağımı bilerek başladım. Neyse işte; karanlıklar lordu seni seviyorum