Hani meşhur, cevabını bir türlü bulamadığımız bir klişemiz vardır '' Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı ?'' diye. George Orwell bu klişeyi cevaplamak için bizzat faşizm ve sosyalizm taraftarlarının arasında geçen bir savaşa katılarak bu eserinde nirvanaya ulaşmış diyebilirim. Elbette yazarın tek amacı bu klişe düğümü çözümlemek için özellikle bu savaşa katılması değil. Savunucusu olduğu Sosyalizm taraftarlarına diğer farklı ülkelerden gelen savaşçılar gibi desteğe gidiyor. İlginçtir, yazar Sosyalist olmasına rağmen dönemin Komünist ülkesi SSCB tarafından pek sevilmeyen bir yazar. Daha sonra yazdığı distopik türdeki yapıtı '1984' eseri de SSCBB'de komünizmi aşağıladığı gerekçesi büyük tepki toplayarak yasaklanmıştır. Hala da eserleri ile ilgili çeşitli incelemelere bakarsanız komünizmi aşağıladığı yönünde eleştirileri görebilirsiniz. Bana gelince bu eleştirilere katılmadığımı söyleyebilirim. Kömünizm'in bildiğimiz şekli ile toplumlarda sınıf ayırımı yapmayan, herkesin eşit bir gelirle yaşadığı ; kendisini oluşturan toplumun hemen hemen tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığı bir ideolojijk yönetim şekli. Tabi bu ideoloji ile yönetilen toplumlara baktığımızda gerçek bu şekilde mi onu iyi bilmek gerekiyor. Yaşadığımız dünyaya baktığımızda saatlerce köle gibi çalışıp kıt kanaat geçinmeye çalışan ,yapacağı küçücük bir hata sonucu aç,susuz kalabilecek bir ideolojiye (kapitalizme) alternatif olarak Komünizm veya Sosyalizm ideolojisini benimseme düşüncesi mantıklı gelebilir.Fakat ''düşündüğümüz şekli ile uygulamadaki şekli aynı mı?'' sorusuna George Orwell hem pratik anlamda ''Katalonya'ya Selam'' da hem de distopik örneklemede ''1984'' de cevaplamış diyebilirim. Yazarın neden kapitalizmi değil de Komünizm'i eleştirdiğine gelince büyük beklenti içinde olduğu