İtiraflarım

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gerçek şuydu: "Hayat, anlamsız bir şeydir."
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2018 03:31
Lev Nikolayeviç Tolstoy' un ilk kitabını okuyuşum okurken beni saran mutluluk, kitabı bitirmem ile yerini üzüntüye bıraktı. Çünkü Rus edebiyatının en ünlü yazarlarından olan Tolstoy'la bu kadar geç tanışmış olmam. Sayfaları az, ince lâkin her kelimesi, cümlesi alıntı yapılacak olan bir kitap. Kitap ağır değil fâkat fazlasıyla düşündürücü ve sorgulayıcı o yüzden kitabın çoğu yerini 3-4 defa okuduktan sonra duraksayıp yazarı, benliğini saran ruh halini ve bize neler anlatmak istediğini anlamak için düşündüm... Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını anlamsız bulan Lev Tolstoy kendisini ve dini anlamaya çalışır. Başta aileden gelen dini, çocukluğunda öğretilenleri geride bırakarak Tanrı' yı sorgulamaya başlar. Yaratıcı ve din ile ilgili konuları, aralarında ki olan veya olduğunu sandığımız bağları, yazarın uzun süren arayışını ve bu arayışlarında beraberinde getirdiği depresyon halini intihar etme isteğini ve yazarın pesimit duyguları işlenmiştir. Yazar her gün intihar edeceğini düşündüğünden dolayı kendini alamadığı bu intihar düşüncesini Tanrı' yı arayarak, umut ederek yenmiştir. "Yaratıcı ve din ile hiçbir ilişkisi olmayan bir insanın, ölümü ve hayatı yargılayarak O'na ulaşma çabalarının anlatıldığı bir kitaptır." Varoluşunun sebeplerini bilim, felsefe, doğunun inanışları gibi pek çok farklı yerde arıyor. "Bu varlık niçin var? Var olması ve var olacak olmasının sonucu ne? Niçin yaşıyorum? Niçin arzuluyorum? Niçin çalışıyorum?" Gibi nice sorular ve vardığı sonuçta şöyle oluyor; "felsefe bu soruyu cevaplandırmıyor, hatta oda aynı soruyu soruyor." -Diye düşünüyor. Bir seyyahla, onun çölde karşılaştığı yırtıcı hayvanları anlatan o şark masallarını kim bilmez ki diye başlayan kısa hikâyede bizim anlamamızı daha da kolaylaştırmış ve kitaba renk katmıştır. Bu
Felsefe
İtiraflarımLev Tolstoy · Mutena Yayınları · 201429,3bin okunma
9/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Tolstoy'un varoluşsal sancı çekmesine sebep olan etmenleri görünce aynı sancılardan müzdarip olanların kitabı okuduktan sonra pek bir şeylerin değişmediğini görecek olmaları kendileri için pek şaşırtıcı olmayacaktır. Tolstoy'un kitapta söylediği üzere kendiyle yaşadığı çelişkinin temel sebebi sadece dinden kaynaklı değil.Yaşadığı çevrenin Rus toplumu ile baştan beri bir çelişki içinde olması yazarı kendine sorular sormasına itiyor.Eserin bazı bölümlerinde yazar hakikatı arama yolunda neden doğru yolu bulamadığını geçmişinden örnekler vererek açıklıyor. ''...Bir sanatçı olarak ben yazıp çiziyor ve insanları eğitiyordum.Ama ne öğrettiğimi ben de bilmiyordum ve bu işin karşılığında belli bir ücret alıyor,nefis yemekler yiyor,harika bir yerde kalıyor,muhteşem kadınlarla birlikte oluyor ve mükemmel bir camianın içinde yer alıyordum.Ünlü biriydim , bu da öğrettiklerimin doğru şeyler olduğunu gösteriyordu.''[S.15] Tolstoy geçmişinde -kendince- anlamsız bir yaşamdan örnekler sunarken sanatın-sanatçanın nasıl yozlaştığını gözler önüne seriyor. Bu yüzyıla bakınca durumun içler acısı halini anlatmamıza gerek yok sanırım. Tarihin en sonundan başlayıp günümüzü inceleyecek olursak bazı değerlerin insanlık için hiç değişmediğini görebiliriz. İnsanlar tarafından şekilden şekile sokulan din olgusu ile gelen gücün getirdiği yozlaşma Tolstoy'da ilk zamanlar dinden nefret etmesine sebep olmuş. Tarihi incelediğimizde egemen güçlerin dini, toplumu dizginlemede bir araç olarak nasıl kullandığını görebiliriz. Tolstoy'un dikkatini çeken; kilisenin inandığı din çizgisi ile dışarıda gördüğü fakir köylünün inandığı din aynı çizgide olmasın rağmen proleter dediğimiz halkın, inandığı dine uygun bir yaşam sürmüş olması. Tolstoy'un da asılında aradığı,sadece Hiristiyanlık dinine inanıp
İtiraflarımLev Tolstoy · Mutena Yayınları · 201429,3bin okunma
Tolstoy
Puan vermedi·127 syf.··
2023 3. kitabı
·
168 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2023 19:05
Tolstoy - itiraflarım Kitap özeti 15 yaşından beri geleneksel öğretiyi bile isteye ,düşünerek kabul etmeyen Tolstoy, kiliseye gitmeyi ve bu inancın gerekliliklerini yerine getirmeyi, dinen kendini geliştirmeyi, tanrıya olan inancını sağlamlaştırmayı reddederek tamamen bırakır. Kendini mükemmelleşitirebilmek için zihnini ve bedenini geliştirirken, iradesini de kendi koyduğu kurallarla güçlendiriyor . İyi insan olma yolunda çabalayan Tolstoy, çevresi tarafından yadırganır hatta aşağılanır. Yer yer kendisini aşağlayan insanlarla aynı konumda bulan ve hatta kendisini o insanlardan daha aşağılarda bula Tolstoy bir kafa karışıklığı içinde kendini özümsemeye ve iradesini yok sayarcasına benliğini kötü olarak benimser. Kötü biri olarak yaşamayı kabul eden Tolstoy deneyimlerini fikirlerini kitaba alır ve bu sayede tek gereksinimi sandığı üne kavuşur ve kendisi bu yıllarda sık sık eserlerini kaleme almaya başlar. Çevresindeki herkesin yaptığı gibi, para ve ün hangi kapıdan gelecekse o kapıya yönelik yazılar yazmaya karar verir fakat bir zaman sonra aynı işi yaptığı insanları yargılanmaktan ve yaptığı işten tiksineceğinden habersizdir. Daha sonrasında bu yılları nefret ve yüreğinde bir sızı ile hatırlayacak olan yazar Tolstoy, bir süre sonra bu dünyanın içinde bulunmak istemediğinin farkına varır ve Avrupa’dan dönerek köylülere öğretmenlik yapmaya başlar. Bu zaman zarfında benliğinde bir şeyler iyiye gitmiş olsa da hâlâ bir şeyler eksiktir ve yanlıştır. Neyi nasıl öğreteceğini bilmemenin verdiği stres ve kaygı ile bir süre sonra kendini hasta eder , bedenen kendini iyi hisseden Tolstoy ruhen çok yıpranmıştır. Mesleği bırakır ve daha sonrasında ise evlenir. Evlenip çoluk çocuğa karışan Tolstoy hayatın anlamını aramaktan ve benliğini kim olduğunu öğrenme güdüsünden vazgeçmez. Ara
2023 Okuma Raporları
İtiraflarımLev Tolstoy · Mutena Yayınları · 201429,3bin okunma
"Hayatın benim için bir anlamı yoktu..."
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2023 72. kitabı
İtiraf; insanın kendine yazdığı, kendi için yazıyormuş ve sanki başkaları okumayacakmış gibi bir yazı olmalıdır. Diger türlüsü insanın kendi başına kendi kendisiyle konuşması gibi, günah çıkarma hücresinde günah çıkarır gibi bişey… Oysa Tolstoy İtiraflarımda, kendine değil başkalarına kendini anlatıyor. Böyle olunca da doğal olarak samimi olamıyor. Benimkisi bir haddini bilmezlik örneği. Koskoca Tolstoy’u eleştirmek senin haddine mi kalmış demeniz bittabi mümkündür :))) Lev Nikolayeviç Tolstoy 1828’de doğan, 1910’da ölen, yaşamına 16 roman, 52 Öykü, 55 inceleme-araştırma kitabı (sanattan dine pek çok konuda), 51 deneme, 3 oyun, 2 masal sığdıran Rus yazar, filozof. Kimi kaynaklara göre Shakespeare’den sonra tüm dünya dillerinde en çok tercümesi yapılan edebi eserlerin sahibi. 96 sayfalık, 17 bölümlük küçük bir kitap. Çevirinin dili özleşme yönünden özenli değil. Gereksiz Osmanlıca çok. Önsözde Kemal Aytaç üç önemli itiraftan söz ediyor. ●Birincisi M.S. 400 yılında Augustinus’un (354-430) Confessionesı, Latince. ●İkincisi J. J. Rousseaunun (1712-1778) Les Confessionsu. (İtiraflar). ●Üçüncüsü Leo Tolstoy’un bu kitabı: İtiraflarım... ●Ben bu kitaptaki itirafları, J. J. Rousseau’nun kitabı oranında içtenlikli bulmadım... NEYSE :))) İtiraflarım, William James tarafından Dinî Deneyimlerin Çeşitlemesi adı altında analiz edilen dönüşüm metinleri arasında yer almaktadır. Kişisel bir dramadan bahsetmektedir, –Tolstoy eski ve yeni inançları arasında sıkışıp kalmıştır, eski yaşam biçimi ve yenisi arasında– bu arada da kendisini ciddi bir anhedoni içine batmış hisseder; 《☆》(anhedoni) kişinin mutsuz olduğu ve yaptığı herhangi bir aktiviteden zevk alamaması durumunda ortaya çıkan psikolojik bir rahatsızlıktır. sonrasında ise ruhsal açıdan katartik bir dönüşüm yaşar,bunun
İtiraflarımLev Tolstoy · Mutena Yayınları · 201429,3bin okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 20:26
Sevgili Okurlar, Bugün size Lev Tolstoy ’un İtiraflarım kitabından söz edeceğim. Tolstoy, hem gençliğini hem öğreticilik yıllarını hem de hayatının bütün kırılma noktalarını dürüstçe önümüze koyuyor. Onun en büyük inancı mükemmelliğe ve kusursuzluğa olan inancıydı. Entelektüel olgunluğa ulaşmayı denedi, iradesini tamamlamaya, ahlaki olgunluğa erişmeye çalıştı. Ama bu arayış zamanla yerini daha farklı arzulara bıraktı: daha güçlü, daha önemli, daha meşhur, daha zengin olma isteğine… Ve bütün bunları saklamadı, dürüstçe itiraf etti. “Bir zampara ve sahtekârdım” dedi. Sonra çevresine yabancılaşarak, hem çevresindeki insanlardan hem de kendisinden tiksindiğini açık yüreklilikle dile getirdi. Tolstoy gerçeği keşfetmek istiyordu. Ama hangi gerçeği? Ve sonunda vardığı nokta şuydu: hayatın hiçbir anlamı yoktu. Peki, siz hiç kendinize sordunuz mu? Her insanın ruhunda yatan, hayatı mümkün kılan o en temel soruyu: Bugün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonu ne olacak? Hayatımın tamamının sonunda ne olacak? Tolstoy bu soruları sordu. Biz de onunla birlikte sorduk. Ve onunla birlikte cevaplar aramaya başladık. Bu soruları sorarken, Süleyman’dan Sokrates’e, Schopenhauer’den kutsal kitaplara, bilimden felsefeye kadar pek çok kapıyı araladı. Onunla birlikte biz de bu dünyalara girdik. Ama şunu da gördük: Bilginin alanlarında yaptığı gezintiler onu mutsuzluktan kurtarmadığı gibi, daha da derin bir umutsuzluğa sürükledi. Hayatın anlamını bulmaya çalışırken, çoğu zaman yeni soruların, yeni çıkmazların içine düştü. Ve bütün bunları da dürüstçe önümüze koydu. Sorular çoğaldı:Tanrı var mı? Ben neden varım? Ben neden yaşıyorum? Bugün yaptıklarımın sonu ne olacak? İnsanlığın henüz bilmediği yönleri neler? Bir insan, kendisi gibi ne olduğunu bilmeyen insanlardan oluşan bir topluluğun
İtiraflarımLev Tolstoy · Kapra Yayıncılık · 202029,3bin okunma
İki hayatın eşiği
Puan vermedi·104 syf.·
2025 78. kitabı
Hayat bizi resmen dört işlemle sınar. Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır, Ve sonunda topla kendini der. Lev Tolstoy Lev Tolstoy yaşamını, söylemiyle “iki hayat” evresinden oluşan bir insan olarak tanımlıyor. Hayatının ilk döneminde şöhret, zenginlik, dünyevi zevkler ön planda, bu dönemde Tolstoy, aristokrat kökeninin sağladığı imkanlarla lüks bir yaşam sürüyor. Bu zaman diliminde edebi dehasını da ortaya koyuyor. “ Savaş ve Barış ” ile “ Anna Karenina ” gibi dünya edebiyatının en önemli başyapıtlarını bu zaman diliminde kaleme alıyor. Eserlerinde bireysel tutkular, Rus toplumsal yapısını ve tarihsel olayları iç içe geçiriyor. Aristokrasiyi, savaşın yıkıcılığını birey-toplum ilişkilerini eserlerin merkezinde derinlemesine çözümlemeleriyle yer veriyor. Ellili yaşlarında Tolstoy’un iç dünyasında büyük bir dönüşüm başlıyor. Varlık ve ün içinde geçen yaşamı yazarı ruhsal bir krize sürüklüyor. Hayatının anlamını, insanın gayesini ve ölüm karşısındaki insanın konumunu sorgulamaya yöneliyor. Sorgulamalar sadece felsefi değil, aynı zamanda dini ve ahlaki bir uyanışa doğru zihinsel ve duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Tolstoy, bu dönüşümü İtiraflarım dediği ( İtiraf ) otobiyografik eserinde tüm samimiyeti ve açıklığıyla anlatıyor. Bu eser, onun hayatındaki iki evreyi birbirinden ayıran bir dönüm noktası, adeta bir eşik görevi görüyor. Tolstoy, kitabında içindeki yaşamı hissetme boşluğunu dolduracak manevi anlamın arayışına yöneliyor. Tolstoy’un yaşadığı ikinci hayat edebi üretimine de yansıyor. ikinci döneminde daha yalın, maneviyata yönelen ve ahlaki soruları konu edinen eserler yazıyor. İkinci döneminde İnsan Neyle Yaşar? , Diriliş gibi eserlerinde Tanrı’ya yönelen, sadeliği ve hizmeti esas alan bir ahlak anlayışı ön
Düşünce
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Tolstoy: Hayatı sorgulayan adam...
8/10
·94 syf.··
2024 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2024 01:17
Tolstoy’un “İtiraflarım” adlı kitabı öz yaşam öyküsünden yola çıkarak kendi yaşam hikayesini anlattığı etkileyici bir otobiyografik eserdir. İç dünyasını en gerçekçi bir şekilde derinlemesine irdelediği eserinde hayatı sorgulayarak, yaşamı ve ölümü yargılayarak hakikate ulaşma çabasını anlatıyor. Daha da detaya inerek hayata nasıl başladığını, dünyayı algılamayı, öğrenmeyi, düşünmeyi ve sorgulamayı en içten duygularıyla dile getiriyor. Hayatın anlamı nedir, Neden yaşıyoruz, Ben neden varım, İnanç gerçek midir, Tanrı var mıdır? gibi sorular üzerinde düşünürken kendi hayatı üzerinden de sorgulamaya ve cevaplar bulmaya çalışıyor. Belki de hepimiz zamanla yaşadığımız bu tür düşünme ve sorgulama sürecinden geçtik, geçiyoruz ya da geçeceğiz. Tolstoy bu sorulara yanıt ararken bilim, felsefe, mantık ve din alanlarını kullanıyor. Süleyman, Schopenhauer, Kant, Sokrates vb önemli isimlere yer vererek alıntılar yapmış ve sorgulamasını bu düşünürlerden esinlenerek kendi fikirleri doğrultusunda açıklamaya çalışmış. Tolstoy yaşamda var olabilmek, hayatın daha anlamlı hale gelmesi için dört farklı kaçış yolu olduğunu düşünmüş: Kurtuluşun ilk yolu cehalettir. İkinci kaçış, hazcılıktır. Üçüncüsü, güç ve enerjidir. Dördüncüsü, zayıflıktır. İlk yol; hayatın kötü ve anlamsız olduğunu anlamakta başarısız olmaktır. Bunun farkına varamamaktır. İkinci yol; hayatın anlamsızlığının farkında olmak buna rağmen yaşamı haz olarak görmek, dünya nimetlerinin tadını çıkarmaktır. Üçüncü yol; hayatın kötü, anlamsız olduğunu anlamak ve onu yok etmektir. Bir nevi güç ve enerji yoluyla kaçıştır. Dördüncü ve son olan yol; öncesinden bir sonuca varılamayacağı bilindiği halde kötü ve anlamsız hayata devam etmektir. Ölümün hayattan daha iyi olduğunu düşünürler ama yinede hayatlarına bir son verecek kadar
1000Kitap
İtiraflarımLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201729,3bin okunma
10/10
·94 syf.·
2022 30. kitabı
İnsan olmak yolda olmaktır. Her insan doğum ile başlamayan ölümle de sona ermeyen uzun bir yolculuğun yolcusu olarak açar gözlerini dünyaya. Bu yol nereden gelir, nereye gider yolun adabı nedir ? Bazıları çok umursamaz bu soruları, kendine gösterilen yönde gözü kapalı ilerlemeyi tercih eder. Kimi de sorar, merak eder, önündeki yolcuların peşimizden gel demesi kesmez onu, yoldaki işaret levhalarını kendisi okumak ister, kendi çizer yönünü. Haybeye meçhule yürümek ağır gelir ona. Taşıdığı yükün de, attığı adımın da, katettiği yolun da bir anlamı olsun ister. Bilir ki yolda olmak aramaktır ve insanın değişmeyen yazgısı, bitmek tükenmek bilmez bir anlam arayışıdır. Her insanın arayış süreci kıymetlidir ama Tolstoy gibi kalemiyle gönüllere dokunmayı bilen birinin bu süreçteki serencamı daha kıymetlidir. Çünkü içsel yolculuğunun merhalelerini ancak onun gibi biri, başkalarının yoluna ışık olmak isteyen bir insanın samimiyetiyle itiraf edebilir ve edebiyat tarihine damga vurmuş bir yazarın ustalığıyla satırlara dökebilir. Birçok yazar kendilerini romanlarındaki bazı karakterler üzerinden anlatmayı tercih etmiştir.Victor Hugo'nun Mairius, Jack London'ın Martin Eden, Franz Kafka'nın Joseph K. karakterleri, yazarlarının hayatlarından izler taşır gibidir. Tolstoy da kendi arayış yolculuğunda, kendisi gibi intihar noktasında gelecek kadar iç huzurunu kaybetmiş, yakınlarının ölümüne şahit olmuş, istediği her şeye sahip olmasına rağmen mutluluğu bulamamış, cahil ve köylü olarak nitelenen insanların mutluluk ve huzuruna imrenerek bakmış olan Anna Karanina romanındaki Levin'le aynı yollardan geçmiş gibidir. Ortodoks Hristiyan inancına göre büyüyen Tolstoy ilk gençlik yıllarında dinin, inanan insanların hayatında hiçbir rolü olmadığını fark ederek inancını sorgulamaya
İtiraflarımLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201729,3bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2022 82. kitabı
Kitap, yazarın hayatın anlamını bulma sürecindeki itiraflarını kapsıyor. “herkesin sahip olmak isteyeceği her şeye fazlasıyla sahibim, peki sonra ne olacak, neden mutlu değilim?” sorularıyla yola çıkan yazarın kitabın sonunda varacağı sonuç merak uyandırıyor. Yazar, hem fiziksel hem de entelektüel mükemmelliğe ulaşmak için kurallar koyarak kendini disipline sokan zorluklara katlanır, amaç ise kendi gözünde ya da Tanrı nın gözünde daha iyi olmak değil, başkalarının gözünde daha önemli olmaktır. Doğru ve yanlışın ne olduğunu kendisi de bilmeden, bir sanatçı olarak insanlara ne öğretebileceğini düşünür. Amacı mümkün olduğu kadar çok para kazanmak ve övülmektir çünkü bunlar çok önemli bir insan olduğunu hissettirir ona. Fakat hayatın anlamıyla ilgili sorular giderek ona daha fazla rahatsızlık vermeye başlar, yaşarken sahip olduğu her şeyin ölümle birlikte yok olacağı gerçeği hayat denen şeyin aslında geçici olduğunu gösterir. Kendisine ölümün yok edemeyeceği bir anlamın olup olmadığını sorar fakat cevap veremez. Her şeyin boş olduğunu görür ve yüreğini hayatın anlamını araştırmaya adar. Bedendeki hayat yalandır, bu sebeple de aslında ölümü istememiz gerekir. İnancı mantıksız bulmasına rağmen, yaşamla ilgili ve ölümün yok edemeyeceği cevaplar veriyor olmasını göz ardı edemez. Yaşamın anlamı sadece inançta vardır. İnanç, hayatın anlamını açıklar. Hayatın anlamının farkında olan, zorluklara rağmen çalışan, acılara ve yokluklara katlanan ve mutlu bir şekilde ölümü karşılayan insanlar yazarda hayranlık uyandırır. Hayatını zevk düşkünlüğü peşinde boşa harcamış olduğunu, Tanrı yı arayışının mantığından değil kalbinden ortaya çıktığını ve sonuç olarak ruhunu kurtarabilmesinin kendi elinde olduğunu bunun için de Tanrı nın buyruklarına göre yaşaması gerektiğini itiraf
Edebiyat
İtiraflarımLev Tolstoy · Antik Kitap · 201629,3bin okunma
İtirafların Ardındaki Gerçek: Tolstoy'un Samimi Anıları
10/10
·96 syf.··
2024 116. kitabı
Tolstoy'un "İtirafları" ağır bir felsefe kitabı gibi görünse de, aslında tam tersi! Tamamen samimi bir dille yazılmış, adeta bir dost sohbeti gibi akıp giden bir eser. Tolstoy, bu kitapta 50 yaşına kadar yaşadığı ruhsal çalkantıları, arayışlarını ve değişimlerini tüm açıklığıyla anlatıyor. Zengin bir aristokrat olarak dünyaya gelen Tolstoy, maddi açıdan her şeye sahip olmasına rağmen, iç huzuru bulamamış. Gençlik yıllarındaki çılgın partiler, lüks yaşam tarzı onu tatmin etmemiş ve derin bir boşluk duygusuna kapılmış. Bu arayış onu felsefeye, dine ve nihayetinde köylülerin sade yaşamına sürüklemiş. Köylülerle olan etkileşimi Tolstoy'da bir dönüm noktası olmuş. Materyalist ve bencil yaşam tarzının anlamsızlığını anlamış ve mutluluğun maneviyatta olduğunu fark etmiş. Bu aydınlanma sonrasında tüm mal varlığını fakirlere dağıtmış, mütevazı bir hayat yaşamaya başlamış ve kendini manevi arayışlara adamış. "İtirafları" sadece Tolstoy'un hikayesi değil, aynı zamanda varoluşumuza dair derin sorgulamalar içeren bir eser. Kendimizle yüzleşmemizi, hayatımızın anlamını sorgulamamızı ve mutluluğu nereden bulabileceğimizi düşünmemizi sağlıyor. Tolstoy'un yalın ve samimi dili, kitabı okurken sanki onunla sohbet ediyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Her sayfada yeni bir fikir, yeni bir bakış açısıyla karşılaşıyorsunuz. "İtirafları", varoluşsal sorularla boğuşan, aradığı anlamı bulamayan ve manevi bir arayış içinde olan herkes için okunması gereken bir kitap. Eğer siz de kendinizi sorgulamaktan, varoluşun gizemini çözmekten hoşlanıyorsanız, Tolstoy'un "İtirafları"nı kesinlikle okumalısınız. Bu kitap, ruhunuza dokunacak ve sizi bambaşka bir bakış açısına yönlendirecek.
İtiraflarımLev Tolstoy · Antik Kitap · 201629,3bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.