Jose Eduardo Agualusa tarafından yazılmış Sevcan Şahin'in Türkçeye çevirdiği Unutmanın Genel Teorisi kitabında tam olarak 'kadını' okuyoruz.
Angola ülkesinin bağımsızlık mücadelesi içinde kendi mücadelesini yazan ve yaşayan Ludo. Gençliğinin en güzel yaşlarından itibaren hayatı mücadele olarak yaşayan karakterimizin yaşadıkları, aslında örülen ve sonrasında yıkılan bir duvar arasında geçen 30 yıl içerisinde karşımıza çıkıyor.
Bir terasta örülen duvar ardında bağımsızlığını kazanmaya çalışan ülkenin yitikliği içerisinde yaşayan Ludo, köpeği Fantasma ile aslında bize bir yaşam nasıl yitemez, dışarıda ülke için savaşanlarla birlikte içeride gerçek bir mücadele göstererek kendi için savaşan, her anlamda üreterek, bazı şeylerden feragat ederek, sevdiklerini kaybederek, bize dışsal ve içsel bir savaşı kazanmanın zorluğunu gösteriyor.
Vazgeçenlere, vazgeçmek üzere olanlara, hadi kalk! diyor gibi.
Birçok karakter olmasına rağmen bir noktada bağlanan olaylar mevcut kitapta. Açıkçası bu biraz kafa karıştırıcı olabiliyor kitabı okurken. Bunun yanında gerçek bir şiir ve bilgelik söz konusu kitapta.
Unutmak bu hikayenin neresinde derseniz, kitabı son sayfasına kadar okuduğunuzda anlayacaksınız. Anlayacaksınız ve acı duyacaksınız.
Yaşamın akışında Ludo ile tanışmak hepimize iyi gelecek.
Ayfer Tunç'un ele aldığı bir erkek bir kadın hikayesi bizi karşılaşmakta Suzan Defter 'de. İki karakter, aynı gün yazmaya başladıkları günlükleri ve kendi anlatımları mevcut bu kitapta. Daha çok iki insan, farklı olaylar fakat tek olgu ve duygu durum olarak değerlendirebiliriz bence kahramanlarımız Ekmel ve Derya'nın durumunu..
Ekmel ve Derya, ailelerinden ve aşktan yara almış, özlemleri, boşlukları, kırıklıkları ve yalnızlıkları olan hayatta kendi duygularıyla yaşayamamış, kendilerini bulmak adına ve yaşadıklarını anlamlandırmak adına unutulmasın ve iz bıraksın diye kaleme sarılmış ve günlüklerini konuşturarak bir sebepten yolları kesişmiş aynı hikayede barınan aşkdaş olmamayı tercih edip arkadaş olmuş iki insan.
Karşılıklı sohbetlerinde, Ekmel'in anne babasının aşka dair hayal kırıklığı olan yaşamları ve Ekmel'in de kendi aşk hayatında mutsuzluğu seçtiği, Derya'nın ise parçalanmış aile yaşamında abisine olan aşkı ve abisine aşık olan Suzan ile aralarındaki sahip olma ve sevgi çatışması konuşulmaktadır. Bu konuşmalar bize Ekmel ve Derya hakkında sırlarda vermektedir.
Aşk, acı kavramlarını fazla fazla içselleştirmiş ve bize bunu hissettiren bu kitapta günlüklerden altını çizdiğim çok cümle var. Bir insan neden, hangi duygu ile günlük yazar cevabını veren iki kahramanın günlüklerinin ilk satırları bize bunu gösteriyor.
Ekmel, "Ölüm seninle bir anlaşma yapalım. Şu lanet olası defter dolduğunda bana gel." Derya, "Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terkedilmiştir." sözleri ile bizi yaşamlarının içine çekmektedir.
Kitapta iki gülük eş zamanlı ilerliyor, Ekmel'in günlüğü tek sayfalarda Derya'nın günlüğü ise çift sayfalarda bulunuyor. Bu açıdan kitap farklı bir okuma tekniği içeriyor.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma