Hilal Çetinkaya

Hilal Çetinkaya
@Teokurgunce
Kurulu köşelerde okuma ve yazmaya adapte olmak için’Teo.
Türkçe Öğretmeni
Yüksek Lisans Mezun
Afyon
40 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·224 syf.··
2023 15. kitabı
Roman, aslında iki yaşamı olan Doktor Iza'nın babasını kaybettikten sonra annesi için taşra hayatını yani alıştığı ve sevdiği düzeni bırakıp kızı Iza'nın yanına taşınmasıyla, Iza için ise eski yaşamından farklı kendince bir düzeni olan ve şehir hayatını tam anlamıyla yaşayan ve alışan biri olarak annesini yanına getirmesi ile aslında ikisininde duygularının hem mutluluk, hem de hayal kırıklığında birleşmesiyle meydana geliyor. Burada hissedilen özet duygu şu aslında, yakınken uzak olmak.. Hele bu bir anne ve kız arasında hissedilen bir duyguysa çok iç acıtıcı. Bir yanda kızı için görünür olup onun ihtiyaçlarını giderebilmek, onunla ortak bir yaşam paylaşmak ve kızını mutlu etmek isteyen anne, diğer yanda babasının kaybından sonra annesine bakmak, korumak isteyen, yeni bir ülkeye, yaşama sahip olduğunda kendini eski hayatından kopardığında daha iyi ve sağlıklı olacağını düşünen bir kız. Niyetler bu kadar iyi ve aynıyken duygu ve düşüncelerin uyuşmaması ya da birbirini karşılamadığı bir yaşam evresi. Aslında neyin içinde olduğumuzu ve kitabın devamında neler olabilir şu satırlar gösteriyor: “Onu buraya getiren benim, uzun ve mutlu bir yaşlılığı olmasını arzu ediyorum. Öyleyse onun istediği gibi yaşamam icap ediyor. Oysa benim ne kabına sığmaz bir şefkate ne de desteğe ihtiyacım var, yalnızca sessizliğe gereksinim duyuyorum; yorgunum. Bu duruma alışacak mı? Ben alışacak mıyım? Ne olacak?” (s.99). Iza'nın Şarkısında aslında bir nevi hepimizin içinde bulunduğu çocuk ve ebeveyn ilişkisi esas. Aile olmak, ailemize sahip çıkmak, aile fertleriyle paylaştığımız ve geride kalan anıların toplamı. Ailemin içinde ben neredeyim, kimi ne kadar anlıyorum, anneme babama yetebiliyor muyum, onları mutlu edebiliyor ve onların yükünü alabiliyor muyum? Sorularına cevap ararken diğer
Roman
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·163 syf.··
2023 14. kitabı
Okçu'nun Yolu Paulo Coelho tarafından yazılmış ve Emrah İmre tarafından Türkçeye çevrilmiş daha çok yol gösterici, öğretici bir anlatı kitabı. Kitap, bir köyde mütevazi hayatı tercih etmiş olan marangoz fakat aynı zamanda tanınan ünlü okçu Tetsuya' nın bir gün uzaklardan gelerek bir okçunun ona meydan okuması ve onun da bu meydan okumayı kabul etmesiyle, Tetsuya'nın yabancıya ve aynı zamanda yanlarında bulunan köyden bir delikanlıya 'okçuluk felsefesini' anlatmaya başlamasıyla şekil alıyor. Tetsuya'nın anlatısı başlıklar dahilinde aşama aşama gerçekleşiyor. Ok, kiriş, yay, duruş, hedef, okun hedefe varışındaki gözlem vb. gibi.. Tüm bu başlıkların toplamında aslında Tetsuya, okçuluk üzerinden bizlere hayata dair yol göstericiliği ile bakış açısı kazandırıyor. Bir işi yaparken mantıksal ve duygusal yönden hazır oluş, o işe karşı duruş, hedef ve hedefe varış yolunun nasıl olması gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Önemli olanın yola çıkarken yüreğimizde ki sesi dinlemenin ve pes etmemenin olduğunu. Yolun sonunu benimsemenin, çabanın yanında saygıyı ve hürmeti asla kaybetmemenin ve çevremizdeki insanların bu yolda bize destekçi olması gerektiğini bu yüzden işini zevkle yapan insanlarla yoldaş olmamız gerektiğini öğütlüyor. Tetsuya, hayatta, çıkılan yolda bizlere ilham oluyor. Kitap Murat Kalkavan tarafından mükemmel çizimlerle zenginleştirilmiş. Ve yazar bu kitabı Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanan olimpik okçumuz Mete Gazoz'a ithaf ettiğini söylemiş. Bir solukta okunan, ve ruh doyuran bir kitaptı.. Kitapta altını çizdiğim birkaç cümle de bırakayım: Şarkılar söyleyen, hikayeler anlatan, yaşamın tadını çıkaran neşesi gözlerinden okunan insanlarla yakınlaş. Zira neşe bulaşıcıdır, insanların bunalıma, yalnızlığa, zorluklara kapılarak akmasını
Felsefe-Düşünce
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2023 12. kitabı
Sevgili Okurlar, 'Su Kürü' Sophie Mackıntosh tarafından yazılan, Türkçeye çevirisi Begüm Kovulmaz tarafından yapılan, kitabın ön kapağında da belirtildiği gibi "tekinsiz ve sürükleyici" bir roman. Kitabı okurken kahramanların içinde olduğu duygu durum hali direk okuyucuya geçiyor, gerçekten tedirgin olarak okuyorsunuz kitabı. Bir endişe, korku, savunma ve tüm bunların getirdiği belli ritüeller mevcut. Evet. Bir adada yaşayan baba, anne ve üç kız evlat var. Baba ve anne 'erkeklerin kadınlara zarar verdiği distopik (aslında olağan bir gerçeklikle dolu) olan bir evren var ederler ve kızlarını dış dünyadan, erkeklerden korumak için kendilerini ve kızlarını belli kurallara ve ritüellere tabi tutar. Ritüellerin başında, mitolojide; arınmanın, yol göstericiliğin, canlılığın ve sürükleyiciliğin sembolü olan 'su' mevcut. Dış dünyadan ve erkeklerden korunmak için alınan ağır önlemler ve kızlar tarafından gerçekleştirilmesi gereken ve istenen işkenceler (aynı zamanda onlara yapılan) sonucunda kızların bedenlerini ve duygularını koruyabilmesi için yapılan terapi yani su kürü. Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde iki büyük kız kardeş anlatımı sağlıyor. Baba anakaraya gitmek için adadan ayrılıyor ve sebepsiz bir şekilde kayboluyor. İkinci bölümde ise eğer bir gün erkeklerle karşılaştıklarında ne düşünmeleri ve ne yapmaları gerektiğini iyice öğrenmiş kızlar, adaya gelen üç erkekle karşı karşıya kalıyor. Bir müddet annelerinin yönlendirmesi ile günlerini geçirirken anneleri de bir gün bilinmeyen sebepten ortadan kayboluyor ve bulunamıyor. Bu bölümde bize olayları, annesi kaybolduktan sonra yani baskıdan ve yönlendirmeden sıyrıldıktan sonra erkeklere karşı kendi duygu ve düşüncelerini keşfederek aslında erkeklere karşı duygusal bağımlı olan (aynı zamandan bundan dolayı
Edebiyat
Su KürüSophie Mackintosh · Can Sanat Yayınları · 2019548 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2023 11. kitabı
Sevgili Okurlar, 'Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk' Dr. Bruce Perry tarafından yazılan, Belgin Selen Haktanır tarafından Türkçeye çevrilen olağandışı vakalara, travmalara, bir doktorun fiziksel, ruhsal, duygusal olarak tanık olduğu gerçeklikleri bize sunduğu insan yaşamlarının derlendiği bir kitap. Bu kitabın öncelikli özelliği ve ayrıcalığı kesinlikle çok gerçek ve acı olması. Bu yüzden bu kitabı okurken içerisindeki yaşanmışlıkları sindirip kaldırabileceğinize inanıyorsanız okumalısınız. Kitabın seyri, Dr. Bruce Perry'nin duygu durum konumunda olan çocuğa bir sebepten ulaşması, içerisinde bulunduğu olayı tüm incelikleriyle ve ayrıntısıyla kavrayarak, bilimsel yolla durumları açıklayarak, yapılması gerekenin ne olduğunu saptayarak çeşitli travmalar içerisinde kalmış, sevgisiz, korkulu, endişeli, pek çok fiziksel ve duygusal yönden içe kapanmış ya da dışa meyil göstermiş çocukların sağlıklı bireylere dönüşürken ki her anını bize yansıtması ile ilerliyor. 'Sağlıklı bireylere dönüşmek' yazarken kolay olsa da çok derin ve zor bir süreç.. İyileşmek aslında.. İyi olmak. İnsanın aklına şu geliyor; neden iyi olabilmek, iyi hissetmek için başta hep kötülere ve kötülüklere maruz kalınır? Küçük bir beden, beyin neden tahrip edilir? Maalesef bu sorular sadece bu kitabı okurken aklımıza gelmiyor, günlük yaşantımızda da pek sık karşımıza çıkan olaylar bize bu soruları tekrarlatıyor.. Sinirsel olayların, travmaların, beyin ile ilişkisi çok vahim. Etki-tepki meselesi çok net. İlgili olmak, sevgili olmak, değer göstermek, dinlemek, anlamak.. vb. birçok kavramın hayatımızda daha geniş, daha derin ve daha anlamlı yeri olmalı ki bir kalbe dokunabilelim, onu yaşatalım.. Kitapta da bahsedildiği gibi "Beni dikkatle dinle ve hayat öyküme yakından bak". Unutmayacağım pek çok yaşam, pek çok
Edebiyat
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2023 10. kitabı
Sevgili Okurlar, 'Yaşayanlar ve Diğerleri' Portekizce aslından çevrilmiş aslında bir sonun başlangıcı olan bir romandır. Avrupa'da yaşayan fakat Afrikalı olan yazarlar, topraklarına, Mozambik adasına, edebiyat konferanslarına katılmak için bir yaz ayında gitmişlerdir. Her şey normal ilerlerken, anakarada gerçekleşen fırtına sonucunda adada elektrik ve internet kaybı nedeniyle dışarısı ile bağlantı bir anda kesilmiş, diğer insanlar ile birlikte yazarlar ne olduğu konusunda endişeye düşmüşlerdir. Olaylar birinci gün ve yedinci gün arasında geçmekte olup her gün yeni bir konferans olmakta, bu konferanslarda yazarları, kitaplarını, düşüncelerini tanımaktayız. Bir yandan ise yazarların hayal dünyalarına, oradaki karakterlerine ve o karakterlerin gerçek dışı bir şekilde adada görülmelerine tanık olmaktayız. Roman, bize bir anda çok şey sunmaktadır. Cennetle - cehennemi, gerçeklik ile hayali, yok olmak ile var olmayı.. Kitabı okurken yer yer yaz serinliğinde, tılsımlı, çok güzel bir ortamda yer yer karanlığın en ücra köşesinde bir ürpertiyle karşı karşıya gibi hissettim kendimi.. Yazarın, 'Unutmanın Genel Teorisi' adlı kitabından sonra bu kitabını okumak Jose Eduardo'yu biraz daha tanımak gibi oldu. Dünyanın yedi günde yaratıldığını düşünürsek şayet bu adanın yedi günde tekrardan yaşanmaya değer bir yer olabileceğine tanık olabilecek miyiz sorusu var burada ve altını çizdiğim cümleler.. " Yaşamak demek, her şeyin mümkün olması demektir." "Biz yazarız. Bizim işimiz tıpkı bitkiler gibi ışığı emmek. Işığı, yaşayan şeylere dönüştürmek. Büyülenmeden bir şeyler yazman mümkün mü?" "Hayatın kendini ölümden var etmesi." "Gözlerimizi kapatırız ve insanlar değişir." Kitabın başında da yazdığı gibi "Kitaplar iyi ki var."
Yaşayanlar ve DiğerleriJose Eduardo Agualusa · Timaş Yayınları · 2022166 okunma
Reklam