Şimdi doğrudan eve gitsem, bir duş yapıp dinlensem, sonra akşam için hazırlansam ne güzel olurdu. İnsan dediğin böyle yaşardı, benim gibi soluksuz koşturarak değil.
Yılkı atları ya çok soğuk, ya da tehlike karşısında birbirlerine sokulurlar. Hava ılıdı mı, tehlike kalktı mı dağınık düzene geçerler. Bulduklarını midelerine atmaya çalışırlar. Karınlar doyunca da ayakta durgunlaşırlar, kıpırdanazlar, göz kapakları aşağı düşer, soluk alışları yavaşlar. Yarım bir uykudur bu. Dinlendirici bir haldir bu...