Robert Langdon

Robert Langdon
@TheThoth
Tarih
Lisans
İstanbul
İstanbul, 3 Kasım
620 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
1750'de, Çin dünya üretiminin üçte birini. Hindistan dörtte birini ve Büyük Britanya yüzde 2'den daha azını gerçekleştiriyordu. Ingiliz yönetiminden sadece yüz yıl sonra, 1860 itibarıyla Büyük Britanya'nın payı yüz de 20 ve Hindistan'ınki yüzde 8,6 oldu. 1900'de Birleşik Krallığın payı yüzde 18,5 olurken Hindistan'ın payı yüzde 1.7'ye düştü. Doğrusu Ingilizler, Hindistan'in sanayileşme öncesi dönemdeki üretim hâkimiyetini elinden almış, onu sanayileşmiş Büyük Britanya'ya hammadde tedarik eden temel madde üreticisi bir ülkeye dönüştürmüştü.
Sayfa 31
Tarih
Reklam
Hindistan ismi bile yabancı istilacılarca icat edilmişti. Sindhu Nehri boyunca yaşayan halkı tanımlamaya çalışan Persler ve Yunanlılar, bu Sanskritçe isimle uğraştılar. Onu bozup Pencap'taki büyük nehrin ismi olan "Indus"a çevirdiler ve sonra Indus Nehri çevresindeki bölgede yaşayanları tanımlamaya çalışan Perslerin ve Yunanlıların dilleri birbirinden ayrıldı. Sözcük, Farsçada "h" sesiyle "Hindu" olarak telaffuz ediliyordu, Yunancada ise yumuşak bir biçimde "India" [Hindistan] olarak söyleniyordu. Yani "India" Indus Nehri'nin ötesinde Himalayalarla sınırlandırılmış alt kıtayı ifade etmenin dolambaçlı bir yoluyken "Hindu" bölgede yaşayan halkın dinini belirtmektedir.
Sayfa 28
Tarih
Hintliler tarihleri konusunda anlaşamazlar, çünkü tarihleri genellikle düz bir çizgide ilerlemez. Daha da kötüsü tarihlerini büyük ölçüde yabancılar kaleme almıştır. Hindistan, Çin gibi, dünyanın en eski kesintisiz kültürel geleneklerinden birine sahiptir, fakat Hindistan'ın Çin gibi çok eski tarihsel kayıtları yoktur.
Sayfa 27
Tarih
Eğer başkalarının kendi geçmişleri hakkında ne düşünüp ne hissettiklerini anlayamazsak, onları da anlayamayacağız.
Sayfa 14
Tarih
Depremle ilgili araştırma yapan ilk resmi kurum, Rasathane-i Amire adı ile ilim tarihimizde yer alan İstanbul Rasathanesi, 1868 yılında Pera caddesi (bugünkü İstiklal caddesi) üzerinde Della Suda eczanesinin karşısında açılmıştır. Ancak Cumhuriyet hükümetlerinin kültür sorunlarını ele almaya başladıktan sonra, Rasathane bir plan çerçevesinde şekillenmeye başlamıştır. 1926 yılında sağlanan ödenekle dürbün binasının temeli atılmış, 1933 yılında dürbün binasının üst katı bitirilmiş ve kubbe içindeki pilyesi üzerine ekvatoryal dürbün yerleştirilmiş ve bina 1935 yılında hizmete açılmıştır. 1926 yılında ilk deprem kayıt sistemi kurulmuş, bu sistem 1948 yılında geliştirilerek yenilenmiştir. 1937 yılında mıknatıs aya binası ile variometrelere ait kavın inşaatına başlanmış ve 1938 yılında tamamlanmış ve daha sonraki yıllarda kayıt alınmaya başlanmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet hükümetleri depremle ilgi bilimsel verilere daha fazla önem vererek önlemeye çalışmıştır. Ancak Anadolu'nun jeolojik yapısı ve bu günde muzdarip olduğumuz bina veya yapıların sağlam olmayışı can kaybının artmasına neden olmuştur.
Sayfa 202
Tarih