Başlangıçta Tanrı radyasyonu ve ylem'i yarattı. Ylem sekilsiz ve boştu ve nükleonlar karanlığın üzerinde çılgınca hareket ediyordu. Ve Tanrı, "Kütle iki olsun," dedi. Ve kütle iki var oldu. Tanrı döteryumun iyi olduğunu gördü. Ve "Kütle üç olsun," dedi. Tanrı trityum ve tralfiyumun [Gamow'un He, yani helyum izotopuna verdiği isim] iyi olduklarını gördü. Ve transuranyum elementlerine ulaşana kadar sayı sayı devam etti. Fakat sonra durup yaptığı işe baktığında bir eksiklik olduğunu fark etti. Kendini kaptırmış sayarken, kütle beşi unutmuştu ve doğal olarak daha ağır elementlerin oluşması artık imkânsızdı. Tanrı hayal kırıklığına uğramıştı. Önce evreni yeniden yok edip sil baştan yaratmayı düşündü. Fakat bu onun için fazla kolay bir işti. Böylece Tanrı her şeye gücü yettiği için hatasını en olmadık şekilde telafi etmeye karar verdi. Ve "Hoyle olsun," dedi. Ve Hoyle oldu. Tanrı Hoyle'a baktı ve ona ağır elementleri canı nasıl istiyorsa öyle oluşturabileceğini söyledi. Ve Hoyle ağır elementleri yıldızlarda yaratmaya ve süpernova patlamalarıyla dört bir tarafa dağıtmaya karar verdi. Ancak Tanrı kütle beşi yaratmayı unutmamış olsaydı elementler hangi bolluk eğrisiyle oluşacaksa, ylem'deki nükleosentezden kaynaklanacak bolluk eğrisi de bununla aynı olmalıydı. Böylece Hoyle, Tanrı'nın yardımıyla ağır elementleri bu şekilde yarattı. Fakat her şey o kadar karmaşıktı ki günümüzde ne Hoyle ne Tanrı ne de başka bir kimse anlayabiliyor bunun nasıl olduğunu.
... Eddington, Einstein'ın görelilik (özellikle de genel görelilik) teorisinin en ateşli destekçilerinden biriydi. Anlaşılması oldukça güç ve karmaşık bir kuram olan bu teoriyi dünya üzerinde sadece üç kişinin tam olarak anladığı söyleniyordu. Hatta bununla ilgili enteresan bir de anekdot anlatılır. Günün birinde fizikçi Ludwik Silberstein, Eddington'ın yanına yaklaşıp, "Profesör Eddington, siz dünyada genel görelilik kuramını anlayan üç insandan biri olarak görülüyorsunuz," demiş. Eddington sessiz kalınca, Silberstein tekrar söze girip, "Bu kadar mütevazı olmayın," diye üstelemiş. Bunun üzerine Eddington şöyle yanıt vermiş: "Yoo bilakis, ben sadece üçüncü kişinin kim olduğunu bulmaya çalışıyorum!"