Çanakkale Savaşı'nın planlayıcısı Winston Churchill, "Türkler öyle bir savunmaya girişmişlerdi ki, canlarını veriyorlar ama vatan topraklarından bir karış yer bile vermiyorlar!" diye yakınıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Genelkurmay'a giden Mustafa Kemal, 19. Tümen Komutanı olduğu öğrenmişti ama bu tümenin yerini bilen yoktu. Kime sorduysa yanıt alamamıştı. Bir yarbay, ordusunda görevli olduğu tümenin yerini öğrenemiyordu. Vaziyet içler acısıydı.
Osmanlı'daki en temel fark, halkın eğitimsizliğiydi. Dini kaide adı altında hurafe teşkil eden görüşler nedeniyle dünya işleri bırakılmış, sınırlar uygarlık araçlarına kapatılmıştı. Devlet. kara bir bağnazlık tarafından sarılmış; ulema ise işler bozuldukça akla uygun çözüm yolları aramak yerine kadere razı gelmek ve dine yönelmek gibi çözümler üretir olmuştu. Halk, yaşadığı yokluk ve fakirliğin başarısızlık değil bir tür imtihan olduğuna inandırılmış ve buna karşı çıkmanın "dünyaya değer vermek gibi oldukça günah bir eylem olduğuna ikna edilmişti.
Anadolu'da altyapı yok gibiydi. Okulsuzluk ve hastanesizlik bölgenin içini kemiriyordu. Yanı başlarındaki Ermeniler en mükemmel Amerikan okullarında eğitim görüyor ve Batı himayesi sayesinde üstün konuma yerleşiyordu. Gariban Anadolu, Sümerler'den kalma iptidai tekniklerle tarım yapmaya çalışıyor ve kazandığının çoğunu da İstanbul'a göndermek zorunda kalıyordu.