Robert Langdon

Robert Langdon
@TheThoth
Tarih
Lisans
İstanbul
İstanbul, 3 Kasım
620 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Yer domatesi toprakta hıyar, kabak, patlıcan gibi yetişir. Koyu kırmızı, küçürek, çok çekirdekli, ötekinden lezzetlidir. Yemeklere katılan, salçalığa yarayan odur. Sırık domatesinin rengi akçılımsı, iriliği yumruk kadar hatta daha büyük, çekirdeği az, tadı yavancadır. Dolma, salata, salamura bundan yapılır.
Sayfa 228
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her ay başı şakır şakır 15-20 mecidiye aylık alan Bolulu aşçıbaşıların pişirdiklerine söz yok fakat gene kulak verme. Yemeğin en âlâsı ve ağızlara layığı küçük ev kadınlarının elinden çıkar, insana parmaklarını bile yedirirdi.
Sayfa 138
Edebiyat
Vaktiyle şimdikinden çok daha fazla boğazlılar vardı. Varlıklılar, erkek aşçıların kap kap pişirdiği, Ermen ayvazların tabla tabla taşıdığı yemeklerden başka harem mutfağında Arap bacılara, emektar kalfalara, ekti kadınlara yalancı dolma, Çerkestavuğu, güllaç gibi yemekler yaptırırlar; orta halliler üç-dört türlüye kanaat etmeyip bir-iki ilaveyi eksik etmez, aşağı tabaka bile kışın tencere dolusu kuru fasulye, yazın bakla veya semizotu varken çifte kulplu tavada soğanı kavurup üstüne yumurta kırmaktan geri kalmazlardı.
Sayfa 110
Edebiyat
Eskiden bu gibi kimselere iştahlı, boğazına düşkün derler, ukaladan kimi, Arapça "ekûl" yani çok yiyen kelimesini kimi de Farsça "şikemperest" veya "şikemperver yani karnına tapan, karın besleyen manasındaki tabirleri kullanırdı. Gidişatı pek ileri vardıran oldum olası obur [olanlara] pisboğaz denildiği de malum.
Sayfa 110
Edebiyat
Eski devirde boğazına düşkün, ağzının tadını bilen, o vakitki tabirle şikemperver denilen kimseler çoktu. Sevdikleri yemeği bizzat pişirmeye meraklı paşalar, beyler bile vardı. Bolulu, Mengenli en usta aşçıbaşıları ceplerinden çıkarırlardı. Pişirip kotardıklarının sahanda duruşuna da, tadına da doyum olmazdı.
Sayfa 105
Edebiyat