Callen Hoover’ın Çirkin Aşk kitabında Miles karakterinin altı yıl boyunca kendini affedememesi, kendini hiçbir zaman mutluluğa layık görmemesi çok derin bir şekilde işleniyor. Ona göre mutlu olduğu her an, geçmişte yaşadığı acıya bir ihanet; o acıyı yaşarken sahip olduğu güzel anılara da bir saygısızlık gibi geliyor. Bu yüzden adeta kendini cezalandırır gibi Tate’ten uzak duruyor. Onunla sadece koyduğu kurallar çerçevesinde bir ilişki yaşamayı kabul ediyor.
Oysa kalbi, yıllar öncesinde olduğu gibi yeniden farklı atmaya başlasa bile bundan kaçıyor. Tate ise hiç yorulmadan Miles için çaba göstermeye devam ediyor. Rachel’ın hayatına uzaktan bakıp her şeyin zamanla yoluna girdiğini, yaşadıkları acıya rağmen hayatın devam ettiğini görmesi, Miles’ın içinde yeniden bir umut yeşermesine yardımcı oluyor.
Aslında bu hikâyenin mutlu sonla bitmesinin en büyük nedeni bir kadının gücü. Tate’in vazgeçmemesi, hisleri için mücadele etmesi… Evet, geçmiş unutulmaz. Anılar acı da olsa bizimle kalır. Ama zaman dediğimiz şey asla durmaz; ne olursa olsun hayat devam eder.
Yalnızlıq yalnız paylaşılmadıqca mövcuddur. Paylaşıldığında əriyib gedər… Bu paradoksla üzləşmək, insanın özü ilə üzləşməsi qədər sarsıdır. Bəzən bir söz, bəzən bir toxunuş, illərlə buz kimi donan bir ruhu çatladar… Və o an anlarsan: Varoluş, bəzən bir zar oyunudur, amma sən oyunun qaydalarını dəyişdirəcək gücə sahibsən. Mən heç bir yerə aid deyildim… Ta ki içimdəki yalnızlığın səsini bir başqası duyana qədər.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom
Liv de,”Sorun değil Bay Halston,” dedi ve çikolatayı dikkatle komodine koydu.”Öğrenmen için bolca zamanımız var”
Kitapın en son cümlesi buydu ve devamı “Ardında bıraktığın kadın” kitabı olucak.
Bir şey söylemek gerekirse hatayı hep burda yapıyoruz. “Bolca zamanımız olucak”.Belki de hiç zamanımız yokmuş gibi yaşamalıyız. Şimdinin gücünün farkına varmalıyız,sevmek için vakit kaybetmemeliyiz. Jojo MoyesParis'te Balayı
Tatlı ve çerezlik bir kitab
Geçen gün Kızıl Goncalar dizisinde bir cümleye rastladım: “İnsan, insan içindir.” O kadar hoşuma gitmişti ki aklımdan çıkmadı. Bugün parkta oturmuş Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabının son sayfasını okurken bu cümle üzerine tekrar düşündüm. Neden insanlar birbirleri için cellat olur? Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar derinden sarsmamıştı. Mahkûm ile kızı Marie’nin diyalogları, celladın, “Canınızı acıttım mı, beyefendi?” deyişi… Kalbimde o kadar şey kırıldı, döküldü ki.
Victor Hugo’nun dediği gibi: “Bir insanı öldürmek, bir problemi çözmek değildir.” Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor HugoUlkar Suleymanova
“Eğer bir flörtde erkeğin yerine kadın avcı olursa
bu otomatik olarak ilişki dinamiklerini bozmaya başlar.”
Gerçekten günümüzde erkek ve kadının konumu değişmişdir.