Ah niçin bir iz arıyoruz, niçin nedenler, sonuçlar, niçin anılan, andıkça yaşaran gözler arıyoruz? Bir yüreğin sıkılmasını, avuçların terlemesini, boğazın kurumasını, beynin çatlarcasına zonklamasını istiyoruz?
Bekliyoruz.
Niçin geriye dönüp bakmak; geriye dönüp bakınca arkada önemli bir şey bulmak istiyoruz?
Yasak edilmesi gereken sevişme; içinde birazcık da olsa sahteliği, yalanı, çıkarı, korkaklığı barındıran sevişme yasaklanmalı.
Ah hiçbir zaman, hiçbir şeyi yitirmeyeceğini sanarak tüketmek kendini. Tükenişine seyirci kalmak, bu yasaklanmalı.
-Ya sen niçin geliyorsun üniversiteye? Bütün bunları, sadece daha şık biçimde olmak şartıyla sen de istemiyor musun? Beğenilerine uygun bir kızla Vivaldi dinlemek, bir yatak ilişkisi kurmak, biraz okumak, iyi filmler seyretmek, tiyatroya, konsere gitmek, dünya kültürünün büyük adlarını bilmek, her ad üstüne söyleyebilecek birkaç cümlesi olmaktan öte ne istiyorsun?
Akılsızlığın, anlamsızlığın, yararsızlığın, boşa giden, aslında boş olan zamanların, kandırmacaların bilincinde olmanın verdiği saçma öfkeyle doluydu. Her şeye ve herkese kızıyordu. Bu çölü çöl bırakan, yetersiz benliğini olduğundan daha yeterli sanmasını sağlayan boş kafalara, çirkinlere kızıyordu.