Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
Eğer soyut bir eşitliği, iş yerinde eşit ölçüde sömürülen her iki cinsten işçilerin soyut haklarını, kadınların evde de çalıştığını akılda tutmadan savunursanız, aslında çalışan kadınları dayanılmaz bir baskıya maruz bırakmışsınız demektir. Tek çıkar yol, erkek işçilerin iş alanındaki ayrıcalıklarının feminist eleştirisini, bütün işçilerin koşullarını değiştirme çabasıyla birleştirmektir. Böylece, kadınlar için sağlanan koruma, bütün işçileri kapsayacak biçimde genişletilebilir ve farklı cinsiyetten işçiler arasında oluşabilecek çelişkiler en aza indirgenebilir.
Kadınların sendika çalışmasına katılmasını engellemeyi sürdürerek ya da ücret konusunda ve başka konularda ayrımcılık yaparak bu durumu muhafaza etmek bir işe yaramaz. Tek çözüm, kapitalizmde kadınların ezilmesine tümüyle karşı çıkmaktır. Kadının işteki bilinci bundan ayrı tutulamaz. Eğer dikkatinizi tek bir alanla sınırlarsanız, dava düşer. Bu anlamda kadın, ekmek ve güller için savaşmak zorundadır çünkü sömürülmesinin maddi boyutu kendi kimlik bilinci ile bütünsel bir bağa sahiptir.
Genişleme ve bağ kurma çabası, ütopyacı durağan bir gelecekte gerçekleşemez, herkesin bilinçli biçimde katıldığı kesintisiz diyalektik tarihsel bir sürecin parçasıdır. Bir feminist (ya da siyah ya da işçi sınıfı militanı), yalnızca kendi cinsine boyun eğdirmek için uygulanan zorbalıkla değil, bütünüyle baskıcı bir sistemle karşı karşıya bulunduğunu anladığında, algıladığında ve hissettiğinde, devrimci bir politik bilinç gelişmeye başlayabilir.
"Liberal erkeklerimiz savaş sırasında bize sessiz kalmayı öğütlediklerinde, susmamız kendi hatamızdı; 'zenci erkeklere oy hakkı' önerisini suya düşürüz diye, Kansas ve New York'ta bize yine sessiz kalmayı öğütlediler ve eğer susmazsak, bizi kavgamızı kendi başımıza vermeye terk etmekle tehdit ettiler. Biz susmamayı seçtik ve yenildik. Ancak yalnız kalınca kendi gücümüzü fark ettik; erkeklerin nasihatlerini sonsuza kadar reddettik ve kadınlar bu yeşil gezegenin üzerinde erkeklerle aynı haklara sahip olana dek, bir daha asla suskunluğa kapılmamaya ant içtik."
Elizabeth Cady Stanton - Susan B. Anthony