Sevgi, dilimizdeki en önemli -ve en çok kafa karıştıran- sözdür. Hem dünyevi, hem de dini düşünürler, sevginin yaşamımızda ana rolü oynadığı konusunda hemfikirler. Bize "sevginin çok görkemli bir şey" olduğu ve "dünyayı döndürenin sevgi olduğu" söylenir. Binlerce kitap, şarkı, dergi ve filme bu sözle lezzet katılır. Çok sayıda felsefi ve dini sistem, sevgiye önemli bir yer vermiştir. Hıristiyanlık inancının kurucusu, sevginin, müritlerinin temel özelliği olmasını istemiştir.
Psikologlar, sevildiğini hissetmenin, insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna vardılar. Sevgi için dağları, denizleri aşar, çölleri yürüyerek geçer ve anlatılamayacak güçlüklere katlanırız. Sevgisiz, dağlar aşılamaz, denizler geçilemez, çöller dayanılmaz ve zorluklar yenilemez olurlar. Ermiş kişiler, sevgi ile güdülenmemiş tüm insan başarılarının, sonuçta, boş olduğunu söyleyerek sevgiyi yüceltmiştir.
İnsanlık oyununun son sahnesinde üç karakterin kalacağını söylemiştir: "İnanç, umut ve sevgi. Fakat bunların en önemlisi sevgidir."
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Avusturyalı yazar Stefan Zweig (1881-1942),
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu; orijinal adıyla
"Brief einer Unbekannten" adlı öyküsünü 1920'li
yılların ilk yarısında kaleme almış.
Kitap; Yazar R' ye gelen uzunca bir mektubu anlatıyor.
Tek taraflı çocukça bir aşk ile başlayıp, kendini yıpratacak derecede saplantı haline dönüşen, sevilmek görülmek için kendini feda eden bir kadının hikayesi.
Kitabı okuduktan sonra ufak çaplı sinir krizi geçirmiş olabilirim.
Kitaptaki Kadın, hatırlanmamasına sevgisinin karşılığını bulamamasına rağmen hayatını feda ediyor; adam ise gençliğinde günler geçirdiği kadını yıllar sonra gördüğünde tanımayacak kadar herşeyden bihaber.
İnsan, beynini meşgul ettiği şeyin esiridir.
Hayatımızdaki boşlukları birinin gölgesi altında, köleymişcesine körü körüne bağlanarak doldurmak yerine kendimize yatırım yapmak dileğiyle.
İYİ OKUMALAR.