Oğulcan

Oğulcan
@Thomas_Bernhard
Tek başıma yaşadığım daireyi hıncahınç dolduran bu arşiv yığının içine sığınma ihtiyacı duyduğuma göre, neyi kaçırmış olabilirim? Yıllar geçtikçe yerden tavana doğru yükselmeyi sürdüren bütün bu kitapların, bu eski evrakın arasında sıkışıp, yaşamaktan çok düş kurmaya mı mahkum ettim kendimi? Gazete ve dergi koleksiyonları, kataloglar, açık artırmalardan ve pazarlardan satın alınmış fotoğraf albümleri, ajandalar, mektuplar, not defterleri, her dönemden Paris haritaları ve rehberleri, çoğunluğu gereksiz şeyler, sergi, sinema biletleri ve hatta kitap ayracı olarak kullandığım kahve fişleri. Bunlar benim hafızam. Hiçbir zaman hiçbir şeyi atmayı bilemedim zaten.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aslına bakılırsa heyecan ve duygu denen şey çoktandır terk etmişti onu. Acı da hissetmiyordu artık. Hem midesi hem de sinirleri uykuya dalmıştı. Onu hareket ettiren şey, içindeki hayattı. Adam tamamen tükenmişti ama içindeki hayat, ölmeyi reddediyordu.
Yaşam diye bilinen sendrom tedaviye olanak tanımayacak kadar dağınıktır. Tedavisi mümkün her tanıya karşılık kötüleşen bir başkası ortaya çıkar. İnsanların gereksinmeleri bir kısır döngü yaratır. Eksikliğin niceliği asla değişmez.
Cesaret, itaatsiz bir köpek gibidir; kaçmaya başladığında, onu geri çağırma girişimleriniz daha hızlı gitmesine sebep olacaktır.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Bazen yalnız olmak kötü bir şey değildi, özellikle de yorgunsa; böylece kendini zorlaması, çaba harcaması gerekmiyordu; televizyonu kapatınca oluşan sessizlikse ilaç gibi gelmişti. Ancak sessizlik insanı yutan bir boşluk da olabilirdi, onda da zaten sık sık aynen bu duyguyu uyandırıyordu.