Cenazeler üzücü ve paganca mı? Onları da yok et. Bir insan ölümünden beş dakika sonra büyük bacadan gökyüzüne doğru yol alır. Yakma makineleri helikopterlerle bütün ülkenin hizmetine sunulmaktadır. Bir adam ölümünden on dakika sonra kara toz zerrecikleri olur. Bireyler üzerine anılarla tartışmayalım. Unut onları. Hepsini yak, her şeyi yak. Ateş parlaktır, ateş temizdir.
Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Hiç de, anayasanın dediği gibi, kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. Her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur, ortada çekinilecek, korkulacak, herkesin kendisini yargılamasına yol açacak dağlar yoktur. İşte böyle! Bitişik evdeki kitap dolu bir silahtır. Yak gitsin. Silahtan kurşunu çıkar. Adamın kafasını kopar.
Aniden her şeyin yanlış olduğunu anladığı için ağlamaya başladı, ölüm için değil, fakat ölüm karşısında ağlayamadığı düşüncesi için. Aptal boş bir kadının yanında, aptal boş bir adam.!
Ama Clarisse’i hiçbir yerde göremiyordu. Çimenler boştu, ağaçlar boştu, cadde boştu ve onu özlediğini, hatta aradığını anlayamadı, metroya vardığı zaman gerçeği anladı, içinde belli belirsiz bir tedirginlik vardı. Bir sorun vardı, günlük düzeni bozulmuştu.
“İnsanlar hiçbir şey konuşmuyorlar.”
“Hayır, konuşmaları gerek!”
“Hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. Çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. Hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor..."