Kader

Kader
EVLİ [Alıntılar kendim içindir.] #188884291 #188884427
Dersim
1168 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Waxtê de
sanê omnon bi ma sero asmên jê sıniya şêmıne bereqiyêne
Şiir
Kader
Nasıl bir yazdı Üzerimizde gökyüzü Aynı bir simli çarşaf gibi parıldıyordu Ay ve yıldızlar peşpeşe geçiyorlardı ve biz çocuklar için kavga ediyorlardı Ninelerimizin kucağının sıcaklığında Masallarda.. Hesê Bırri, Alık u Fatıke (masallar) Bize ayan olurdu Beraber diyar diyar gezerdik Sabah olduğunda Her evin önünde Aynı davul sesleri gibi Tulukların sesi gelirdi Yolcular yayan gelirlerdi onlar için soğuk ayran bal ve yağ ve taze çökelek çocukların hediyesi Çelik çömlek ve taş kınası Konu komşu çiçek gibi Kapılar ardına dek açık Sanki robar * sadece bizde var Kıyafetler külde kaynatılır Tıpkı bir saksağan kanadı gibi bembeyaz olurdu Sonra, sırtımızda dünyanın yükü adımları gidip eskilerin köy evlerine varırdı Nine ve dedelerimizin sesi bizi tıpkı yumuşak bir yorgan gibi sarardı. Yollarda, dağ ve girişlerde Üzerimizde kıraç ve dolu bazen de güneş meşe ağaçlarının gölgesinde dinlenirdik.. İsteğimiz, tıpkı ninelerimizin dualarındaki gibi herkese iyilik, barış, eşitlik anlayış, şakalar ve fıkralar şarkılarda gençliğin sesi Akarsuyun yanında tabiat süsleniyordu kuşlar ağaç dallarından uçuşuyorlardı Renk renk çiçeklerin kokusu Harlı ateşin üstünde Munzur suyundan çay vardı. Bir zamanlar.. Fikirlerimiz de gençliğimize benziyordu Yarı hayal, yarı doğru biraz akıl yürütme..
“İdeolojiden kimliğe kaymanın bütün dünya üstünde feci etkileri oldu, en çok da uzun zaman boyunca azınlıkta kalan ve baskı altında tutulan köktendinciliğin, çoğu toplumda olduğu gibi diyasporada da entelektüel bir ağırlık kazandığı Arap-Müslüman kültür alanında; bu akım, tırmanışı boyunca, şiddetle Batı karşıtı bir çizgi benimsemeye başladı.”
Edebiyat-Düşünce
Kader
Sanırım eksik olan bir şey var burda. Bu süreç her zaman ikili olur. Yani bazen de mükemmel gördüğün Avrupa’ya da dokunmak eleştirmek gerekir!. Orda gelişen Doğu karşıtlığını da yansıtmak gerekiyor. Etik değerler Avrupa ile îcâd olmadı değil mi?
“Şimdi ne görüyorum? Anadolu... Düşmana akıl öğreten müftülerin, düşmana yol gösteren köy ağalarının, her gelen gasıpla bir olup komşusunun malını talan eden kasaba eşrafının, asker kaçağını koynunda saklayan zinacı kadınların, frengiden burnu çökmüş sahte sofuların, cami avlusunda oğlan kovalayan softaların türediği yer burasıdır. Burada, bıyıklarını makasla kırptı diye nice fikir ve ümit dolu Türk gencinin kafası taş altında ezildi. Burada, yüzü düşmana dönük, nice vatan mücahitleri savundukları kimselerin eliyle arkadan vuruldu. Burada, milli timsalin, milli bağımsızlık sembolünün yolu kaç defa kesildi ve kaç defa oturduğu şehrin etrafı isyan silahlarıyla çevrildi. Burada, ben, vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malulü Ahmet Celal yapayalnızım.”
Edebiyat
Kader
“Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi?”
Aysan’ın şiirlerinde işçi sınıfı ve fakir halk, çoğu kez bireysel yönleriyle ete kemiğe bürünür. Örneğin “Gecede Ateş Böcekleri” (Aysan, 2013: 33) şiirinde eşeğiyle odun yüklemeye giden bir Yörük kadın işlenir. Şair, şiirde Yörük kadınla hemhâl olur ve dünyayı onun bakış açısıyla görür. “Güvercinleri Sevindirin” (Aysan, 2013: 43) şiirinde darı satan ve güvercinleri doyuran “Kör İlyas”ın kıvancı anlatılır. “Ateşçi” şiiri (Aysan, 2013: 44) madende çalışan bir çocuk işçinin yaşadığı zorlukları dile getirir. “Beyaz Geceler” şiirinde aç kurtların saldırısına uğrayan “gencecik hat bakıcısının” (Aysan, 2013: 108) dramı anlatılır. “Yanık Ağıt” (Aysan, 2013: 142) şiirinde hat bakımı esnasında elektriğe kapılan beş işçi için ağıt yakılır ve ardından fakir-zengin karşıtlığı vurgulanır. “Çiçekçi Kız” şiirinde ise bir çiçek satıcısının sattığı çiçekler ile ülkenin gerçekleri, toplumcu gerçekçi bir ideolojiyle bütünleştirilerek anlatılır.
Makale
Kader
haydi çiçeklerim var bunlar küpe çiçeği boynu bükük ülkem gibi bunlar mor beyaz kartopu çiçekleri karayazılı erguvan üzerlerine bulaşmış abilerimin kanı (Aysan, 2013: 114).