“ Delinse yer, çökse gök, yansa kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan
Ölümlerle eğlenen tuna yürekli Türkleriz..”
“Delinse yer, çökse gök, yansa kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan;
Ölümlerle eğlenen tuna yürekli Türkleriz..”
Bir dostan ayrılırcasına kapattım kitabın son sayfasını. İçimde Taçam’ın yaşadığı Kür Şad’ın torunu olma gururuyla Türk olmanın, Türk doğmanın bir lütuf olduğunu iliklerime kadar hissettim, bu haklı gururla.
Asıl cahiliye devrini yaşadığımız şu günlerde önyargılara ve ideolojik kavgalara kurban edilmemesi gereken bir kitap (!)
Ekmek-su gibi ihtiyacımız olan “benlik” mücadelemizi, okudukça üzerimizdeki toz yığınlarını dağıta dağıta, coşkun ırmaklar gibi kanımızı akıta akıta damarlarımızdan öze inmeyi destekleyen bir kitap (!)
Sadakatin, aidiyetin samimiyetin; vatan uğruna, millet uğruna, Hak uğruna tevazuluğun özümüzde saklı olduğunu, şu dönemde kapitalist bir düzene boyun eğerek öbek öbek nasıl da mankurtlaştırıldığımızı tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
“Kür Şad ölmüş fakat attan düşmemişti
Ölmüş, fakat yenilmemişti..”
Ecdadı tanıdıkça günümüzden utanıyor insan. Neydi beşeriyetimizi güçlendiren? Bizi haklı davamızdan, ülkümüzden bu denli uzaklaştırarak asimile eden? Türklük islamiyetle taçlandırılmışken hemde. Atatürk Gençliğe Hitabesinde “Muhtaç olduğun kuvvet damarlarında ki asil kanda mevcuttur!” diyerek tekrar tekrar hatırlatmıyor mu özümüzü..(!)
“Yarınlar kalleş dolu, mert olan her düne yan.”
Kendi kara deliğimizi oluşturmuş koşar adım çekiliyoruz o beter boşluğa. Farklı ırklardan,milletlerden etkilenmiş kendi toplumsal yargılarımızı oluşturmuşuz. “Ahlak “ nedir unutmuş ahlakımızı sevgisel öngörülerimizle başkalarının “ahlak” kavramıyla ölçer olmuşuz.
“Sen gurbetten kalırsan, ben ölürsem ne çıkar
Ruhlarımız buluşur birgün Tanrı Dağında..”
Öyle güzel öyle naif işlemiş ki aşkı,sevdayı.
“Her insan mutlu olmak ister, ama mutlu olabilmek için mutluluğun ne olduğunu bilmekle işe başlamak gerekir. Doğal insanın mutluluğu yaşamı kadar basittir ve mutluluk acı çekmemeyi bilmekle toplanır; onu oluşturan sağlıktır, özgürlüktür, zorunlu olandır..”