Seda kuduz

Seda kuduz
@Topalseda
Öğretmen
Lisans
Şanlıurfa
Istanbul
74 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Hüzünlü sevinçler
Puan vermedi·540 syf.··
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 21:13
Sanki kafamın icinde bir yerde Joad ailesi ile yaşıyorum. Onlarla yürüyüp onlarla kamp kurup, onlarla pamuk topluyorum. Hızlı bir sanayileşme yaşayan Amerika'da toprağa bağlı yaşayan halkın makineler karşısında ezilmesini ve yersiz yurtsuz bırakılmasını anlatır Gazap Üzümleri. Bir buhran kitabı zaten psikolojik olarak iyi olduğunuzda okumanızı tavsiye ederim. Yoksa Joad ailesi etrafında tüm insanlığı, tüm dünyayı düşünüp sorgulamaya başlıyorsunuz. Nitekim bence steinbeck de bunu yapmak istemiş. Joad ailesi aracılığı ile adalet, empati,merhamet gibi konulara dikkat çeker ve ihtiyacı olanlara yardım etmenin etik yükümlülüğü üzerine bizi düşündürür. Joad ailesinin en zor anlarda baskalarına el uzatması bize çok şey anlatır. Boşa çıkan umutlar, hüzünlü sevinçler, insanlık onuru adına güzel bir kitap. Her kitabın bir zamanı var Gazap Üzümleri ile bunu bir kez daha anladım, geç okudum sanmıştım ama tam zamanıymış. Sevgiler ...
Edebiyat & Roman
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.··
2020 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2020 20:25
Savaştan yeni çıkılmış daha Cumhuriyetin ilk yılları o dönem köylerde yaşayan nüfus %90 dolaylarında ancak köylerde okuma yazma bilen oranı %5 bile değil ne yazık ki. Ülkede öğretmen de yetersiz, şehirde yetişen öğretmenler var ama onlarda köye gitmek istemiyorlar. Köye giden öğretmen bocalıyor, bunalıyor... Köyler dipsiz bir kuyu gibi bırakın cahillikle mücadeleyi hastalıklarla bile mücadele edilemiyor. İşte böyle bir ahval içinde o dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından 1940 yılında iş ve eğitimi bir araya getirmek maksadı,yla kimimizin "eğitimin parlayan yıldızıydı." dediği kimimizin ise " komünist ve ahlaksizlarin yuvasıydı." dediği Köy Enstituleri kuruluyor. Amaç köye öğretmen yetiştirmek. Bunun için ülke, tarıma elverişli arazisi bulunan, tren yollarına yakin yerler olmak uzere 21 bolgeye ayrılıyor ve 21 Köy Enstitüsü kuruluyor. Bu sistem ile köylerde arıcılık, bağcılık, tarım gelişiyor. Enstitülerde yetişen öğretmenler bir okul inşa edebilecek kadar inşaat bilgisine sahip oldukları için köy halkıyla birlikte okullarını gittikleri yerlerde kendileri inşa ediyorlar. Köylerde sağlıkçı, terzi, marangoz, duvarcı oluyorlar eşiyle komşusuyla arası bozulan bile onlara geliyor. Civar köyler bu gelişmeleri duyuyor ve onlarda bu köyleri örnek alıyorlar. Gelişim, değişim dalga dalga yayılıyor. Bu kadarla kalmıyor her öğretmen dünya klasiklerinden sorumlu, tiyatro sergiliyorlar ve bir tane müzik aletini eksiksiz çalıyorlar. Çok kısa zamanda cahil denilen bir kesimden imkan verilince ağalara uşak değil, profesörler, hukukçular, doktorlar, yazarlar, şairler çıkacağını kanıtlıyorlar. Yüzyıllarca ilgi görmeyen köy insanı hakettiği değeri buluyor ve toplum temelinden gelişmeye ve ilerlemeye başlıyor. Öyle ki, ünü ülke sınırlarını aşıyor. John
Edebiyat
Bozkırdaki KıvılcımMahmut Makal · Güldikeni Yayınları · 199758 okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2020 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2020 19:16
Literatüre "Bir bok bilmiyorsun. İşin kötüsü bir bok bilmediğini de bilmiyorsun." Gibi güzide bir deyişi kazandıran, Herhangi bir inancın mensubu olmadığını şimdiki gibi her şeyin bu kadar kolay olduğu değil, siyasetin en bağnaz en yobaz olduğu zamanlarda tanrıtanımaz birinin konuşmasına toplumumuzun hiç de alışık olmadığı bir Türkiye'de korkusuzca dile getiren "Türk toplumunun mizaha olan ilgisi sizce zekasindan mı ileri geliyor?" diye sorulduğunda büyük küçük hepimizin unutamadığı her fırsatta " ya Aziz Nesin ne haklıymış" dediği cevabı veren. Verdiği cevaba alınan milletimiz tarafından mahkemeye verilip sonrada o mahkemeyi kazanan bir garip, şahsına münhasır yazar Aziz NESİN Çoğu zaman doğruları söylemiş, yapılması gerekenleri yapmış,yazması gerekenleri yazmıştır. Bu çok dogru mu bilemiyorum( bunu yazarken de içimden sesim bu kadar gür olsa bende aynılarını yapardım diyorum.) Belki biraz sakin kalabilseydi şu an sevildiğinden çok daha fazla sevilip bir ilah olmasını sağlayabilirdi. O hakikati sevilmeye tercih etti. Biz de onu hep sivri bir dilden keskin bir kalemden ibaret sandık. Hep öyle anlatılageldi... biz de öyle anlattık. Kimimiz için sözleriyle yazdıkları ile cephenin en korkulan keskin nişancısı, kimilerimiz için ise kıvrak zekasıyla siyasi savaşların en güçlü,karşı konulamaz askeri. Bir nesne gibi yakmak bile istediler. Oyle cirkinlestiler ki " Çok şükür otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir." Diyenler, kurtarıyormuş gibi yapıp kalabalığa itmeye çalışanlar bile oldu. Vicdanımız el vermedi biz utandık ama onlar utanmadı... Oysa o da bir insandı işte. Birinin çocuğu, birinin babası, birinin eşi dostu arkadaşı... Değerini bilemeden yitirdiğimiz binlerce insandan biri... Hala bir kesim sevmediği birkaç şeyi
YolAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2016737 okunma
Puan vermedi·363 syf.··
2023 1. kitabı
·
1015 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2023 14:22
Amerikan edebiyatının devlerinden olan Jack London bu kitapta kendi öz yaşamını anlatmamıştır. Tabiki benzerlikler uyuşan yerler vardır ancak hayatını incelediğimizde bu kitap için onun hayatının olsa olsa küçük bir dönemi diyebiliriz. 20'li yaşlarında genç bir adam olan Martin, gemilerde iş bularak geçimini sağlıyor. Kolay bir hayatı olmamış ve okumuyor. Ne hayat ona güzel davranmış ne de o hayata...Kavgacı! Ama hayatı da bu kavgalardan birinde başka bir hayatın varlığına evriliyor. Birgün kavgada üst tabaka aristokrasi dediğimiz tabakadan bir gencin hayatını kurtarıyor. Kurtardığı kişi Arthur. Arthur bu olaydan sonra Martin'i evlerine davet ediyor. Martin o eve gidiyor ama bir gariplik var o güne kadar gördüğü hiçbir eve benzemiyor o ev. Tablolar,kitaplar,piyano, şık giyimli insanlar... Nasıl davranacağını bilemez afallamış bir haldeyken Arthur'un kız kardeşi Ruth'u görüyor. Ruth da evdeki her şey gibi daha önce gördüğü hiçbir kadına benzemiyor ve Martin o gece bir peri kadar güzel olan Ruth'a aşık oluyor. Aradaki uçurumu düşünüyor ve sevdiği kadına ulaşabilmek için kendi sınıfından çıkıp o sınıfa geçmeyi aklına koyuyor. Kitap bu şekilde başlıyor en azından konuya hakim olabilmek adına bu yeterli olur diye düşünüyorum. Martin Eden bana göre bir aşk romanı değildir ancak aşk romanı olarak okumak istersenizde size birçok yönden istediğinizi verebileceğini düşünüyorum. Martin Eden bana göre sömürü düzeninin, alt üst sınıf ilişkisinin bu sınıflar arasındaki çatışmanın felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi alanlarla harmanlanarak cok güzel işlendiği toplumsal bir romandır. Aslinda Martin Eden hayata geriden başlayan, yolu taşlarla dolu olan herkesin romanı. Martin emekle sabırla bir kilim dokur gibi dokur yaşamını istediği alt sınıftan, taşradan çıkıp cok beğendiği
Edebiyat
Martin EdenJack London · Kumsaati Yayınları · 2007135,3bin okunma
Puan vermedi·267 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Murat Menteş Kitap, Nuh Tufan adında albino rahatsızlığı olan bir konservatuar öğrencisinin yaratıcı zekası ile başına açtığı belaları anlatıyor. Evet, bu tel cümle ile kitabı özetlemiş sayıyorum kendimi. Ve hem size hem kendime dürüst olmam gerekirse kitap, kendi özümüzle aramızda bir hayal kırıklığına neden oluyor. Şöyle ki yazarın sağdan soldan yaptığı alıntılar müthiş, sallamasyonları harika, kitapta filmler, sarkılar, oyuncular o kadar çok ki gerçekten tam anlamıyla bir cephane gibi. Bir zaman sonra araştırmaktan sıkılıp sadece not almaya başlıyorsunuz. Kendi özümüzle aramızda bir hayal kırıklığına sebep oluyor dememin sebebi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. İnsan bunları görünce kendi yazdıklarını çöpe atası geliyor. Taşmak için dolmayı bekliyoruz. Ama acaba daha ne kadar bekleyeceğiz? Diyor. Kendi kişisel menkibemi bir köşeye bırakırsam, kitapta her şey var dostlarım. Aşk, dostluk, yabancılaşma, yalnızlık, ironi, katakulli, kendini arama, belki başka bedende kendini bulma :), absürdlükler, atmasyonlar işte artık ne isterseniz içinden çeker alırsınız. Söyleyeceklerim bu kadar Alper Canigüz'ü ve Onur Ünlü'yü çok severken Murat Menteş ile neden bu kadar gec tanıştım inanın bende bilmiyorum. Umarım bunun telafisi olur.
Edebiyat
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · April Yayıncılık · 201717,7bin okunma