''Kendimizi ve çevremizi anlayamamanın getirdiği ürküntü dış dünyanın tehlikeli bir alan olarak algılanmasına neden olur. Böyle bir durum, davranışımızı tehlikelere karşı savunmaya yönelik bir biçimde düzenlememize ve enerjimizin çoğunu bu doğrultuda tüketmemize neden olacağından, gerçeklerimizi algılamamızı ve kendimizi yaşayabilmemizi engeller. Çünkü, insanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.''
Her durumda eyleme geçmeden önce şu düşünceleri benimsemeliyiz:
"Ey Zeus ve Kader, götürün beni
Çok önceden beni uygun gördüğünüz yere,
Geleceğim durmadan, iradem zayıf ve korkak olsa da,
Geleceğim yine de."
"Kaçınılmaz olana gerektiği gibi uyanı,
Bilge ve tanrısal konularda yetkin sayarız."
"Ey Kriton, tanrıların hoşuna giden buysa,
bırak öyle olsun. "
"Anytos ve Meletus beni öldürebilir, ama yaralayamaz.''
''Dahası Epiktetos 3.1.40'ta insanın beden ya da saç teli değil, ahlak duyuşu olduğunu söyler, başka deyişle insan yaşamını biçimlendirdiği bir ahlak duyuşu ya da ilkesidir. Dolayısıyla dışsal unsurlar insana bağlı değilken, ahlak duyuşu insana bağlıdır, bu yüzden iyi ve kötüyü bulmak için kendi içine bakması gerekir, dışarıya değil.''