Memurlar çok kültürlü kişilerdir, ama kültürleri tek yönlüdür yalnızca; bir memur kendi alanıyla ilgili bir konuda tek sözcük duysun, karşısındakinin bütün düşünce silsilesini çözüverir, ama ona başka bölüme ait konuları saatlerce anlat, muhtemelen kibarca başını sallar, ama tek kelime anlamaz.
acı çekmekle kalmadı, çektiklerinin içyüzünü kavrayacak akla da sahipti; bizler yalnızca sonuçları gördük, o ise nedenini; bizler küçük umutlar peşindeydik, o ise her şeyin karara bağlandığını biliyordu; bizim işimiz fısıldamak, onunkiyse yalnızca susmaktı; gerçekle yüzleşiyor, bu yaşamı bugünkü gibi o gün de yaşıyor, ona katlanıyordu.
bir şey söyleyemiyor, durmadan babamın omzuna vuruyordu, sanki söylemesi gereken, ancak bulamadığı sözcükleri
vura vura babamdan çıkarmaya uğraşır gibiydi. Bir yandan da hep gülüyor, bu yolla kendini ve oradaki herkesi biraz yatıştırmak istiyordu adeta; ancak gülmeyi bilmediği ve kimse onun güldüğünü duymadığı için, bunun gülme olduğuna inanmak kimsenin aklına gelmiyordu.