Yıldıray Beyazıt

Yıldıray Beyazıt
@Tsigalkoo
Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?
Öğretmen/Old Turkic Dialects
лингвистика/Hacettepe
Ankara
243 okur puanı
Şubat 2016 tarihinde katıldı
Bazarov
Puan vermedi·259 syf.··
2017 19. kitabı
Bir Roman Kahramanı Turgeniev yaman bir müşahit. Rusya'da gelişen yeni zihniyeti bir insanda hulâsa etmiş: Bazarov. Ve ismini koymuş bu zihniyetin: Nihilizm. Turgeniev romanı yalnız geçen asrın Rus hayatını değil insanlığın alın yazısına da ışık tutar. Nesiller arasındaki çatışma, buhran çağlarının ezelî dramı. Bazarov'lar dün de yaşıyordu, yarın da yaşayacak. Kitapta anlatılan 1840'ların tutucu babalarıyla, 1860'ların devrimci çocukları arasındaki uyuşmazlık. Bu genç radikallerin tek vatanı var: Nihilizm. Çevre iğrenç, hayat abes Nihilizm: Bir kale, bir zırh, bir gerekçe. Evet, Bazarov yalnız 1860'ların değil zamanımızın da kahramanı. Bir Amerikalı yazar, "Adeta ilk Bolşevik, diyor.. daha doğrusu günümüzdeki öfkeli genç adamın orijinali". Estetik değerleri küçümser Bazarov, geleneğe ve bütün sosyal değerlere tepeden bakar. Küstahtır, tok sözlüdür, huy edinmiştir kabalığı. Zavallı Bazarov.. Ölüm döşeğinde garip bir düşünce doğar kafasında: Devrimcinin ne Rusya'ya faydası var, ne başka insanlara. Sovyet tenkitçisi Lunaçarski'ye göre Bazarov Rus edebiyatında ilk "müsbet" kahraman. Neden acaba? Terakkiyi mu temsil ediyor, hürriyeti mi? Hayır, çağının tedirgin intelijansiyasını. Herzen, "Hepimiz biraz Bazarov'uz" der... Zavallı Bazarov.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·222 syf.··
2017 43. kitabı
Tanzimat'tan 1950'lere kadarki Türk romanının ana sorunsalını Batılılaşma oluşturuyordu. Yazarlarımız toplumsal yapının kendine yönelmiyor, mevcut düzeni sorgulamıyorlardı. Toplumsal yapıyı, ezilen halk ya da köylü sınıfının durumunu ele alan romanlar gerçi 1950'­lerden sonra görülür, ama bunların ilk örneği 1937'de yayımlanan Kuyucaklı Yusuf'tur. Ayrıca, romana Anadolu'yu da bu sorunsalla birlikte getirmiş olması Kuyucaklı Yusuf'u başka bir yönden daha öncü yapar. Kuyucaklı Yusuf'un olayları Osmanlı İmparatorluğu'nun son yirmi yıllık döneminde geçse de, yazıldığı 1930'lu yıllarda toplumsal yapı bakımından durum pek değişik değildi. İşte Kuyucaklı Yusuf'ta bu yapıya ve düzene karşı çıkış, yazarın, Orhan Kemal'in, Yaşar Kemal'in ve genellikle Anadolu romancılarının öncüsü yapar. Bir köylü çocuğu olan Yusuf içinde bulunduğu şehir toplumuna kendini yabancı hisseder; yalnız ve mutsuzdur. İstediği tek şey, sevdiği Muazzez ile birleşmek olur. Elverişsiz koşullara ve bazı kişilere karşın Muazzez ile evlenmeyi başarır, ama bu beraberlik uzun sürmez. Aynı koşullar ve kişiler yüzünden karısı ölür. Romanın sonunda baştaki duruma dönmüş oluruz. Şu farkla ki, Yusuf şimdi daha da yalnız, daha da mutsuzdur. Bu özet de gösteriyor ki iki yönü var öykünün. Birisi Yusuf'un Muazzez ile olan aşk serüvenidir, ikincisi de bu serüvenin yer aldığı elverişsiz ortam. Şehirlilere benzemeyen Yusuf kendine özgü bir kişiliğe sahiptir. Nasıl görünüyorsa öyledir; yalan dolan bilmez; ne para hırsı vardır ne mevki hırsı; dürüst, sözünü esirgemeyen, dik başlı, asi tavırlı bir delikanlıdır. Kendine güveni sonsuzdur, onun için kimseden korkmaz ve kimseye boyun eğmez. insanı yozlaştıran toplumun dışında kalabildiği sürece bu özelliklerini korur.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2022 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2022 20:06
Bu romanı ilginç saymamın iki nedeni var. Birincisi, Batılılaşma sorununu alafranga züppe tipini sergileyerek ele alırken, Türk romanında uzun yıllar kullanılan bu tipi ilk işleyen roman olması. Bu tipin geçirdiği gelişim ilginçtir, çünkü Felatun, Bihruz ve Meftun aynı kalıptan çıkmış gibi görünürlerse de, aslında farklı züppelerdir ve daha önemlisi bu tip 1920'lere kadar izlendiğinde Peyami Safa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarındaki Batı hayranı yozlaşmış alafranga insanların Tanzimat'takilerden büsbütün farklı oldukları görülür. Böylece politik ve ekonomik koşulların değişmesi sonucu yeni bir alafranga tipin oluşumunu ve yazarların aşırı Batılılaşma sorununa yaklaşımlarının ideolojik bakımdan nasıl geliştiğini gözlemek olanağını buluruz. Fe!atun Bey ile Rakım Efendi'yi ilginç bulmamın ikinci nedeni, Batılılaşma sorununun Türk romanının kişilerini, kuruluşunu belirlemekte nasıl bir rol oynadığına, aşırı da olsa (daha doğrusu aşırılığından ötürü) iyi bir örnek oluşturması. Felatun Bey ile Rakım Efendi daha çok Felatun Bey tipi dolayısıyla tanınırsa da, yazarın gerçek amacı züppe tipiyle alay etmektir diyemeyiz, çünkü züppenin kılık kıyafetini, alafrangalığa özenti davranışlarını, gülünçlüğünü ortaya koymak amacı ikinci planda kalır romanda. Ahmet Mithat'ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey ile Rakım Efendi'nin temsil ettikleri tembellik ve israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. Ahmet Mithat Batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey'in karşısında doğru anlayan Rakım Efendi'yi koyarak, kendisi için az çok ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı Efendisi çizer. Romanda Felatun'dan çok üstünde durulan Rakım Efendi para işlerinde dikkatli, çalışarak başarı kazanan, fakirlikten durumunu düzeltebilen adamdır. Rakım'ın biraz da Ahmet Mithat'ın
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 201428,2bin okunma
9/10
·311 syf.··
2022 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2022 11:19
Yakup Kadri’nin dördüncü romanı olan Sodom ve Gomore, 1928 yılında yayımlanmıştır. Romanın ismi, Yakup Kadri’nin bilinçli tercihidir. Kitap, ismini Hz. Lut döneminde sapıklık ve ahlaksızlıktan dolayı lanetlenmiş iki şehir olan Sodom ve Gomore’den almaktadır. Allah’ın emri üzere Hz. Lut ile inanmış yakınları, meleklerin dediklerine uyarak bu şehirleri terk edeceklerdir. Çünkü bu şehirlerde sapıklık gitgide artmakta, bunun önüne geçilememektedir. Birtakım sapıklıkları adet edinen halka ceza olması için bu şehirlere yeryüzünde görülmemiş bir Allah gazabı gönderilmeye başlanmış; yanardağların püskürttüğü kükürt alevleri ve taşlar, insanların üzerine yağmıştır. Böylece söz konusu iki şehrin yerle bir olmuştur (Çelik, 2009, 119). Romanın her bölümünün başında Ahd-i Atik’den parçalar bulunmaktadır. Vak’a 1918 yılında İstanbul’un resmen işgaliyle başlar ve işgalin son bulup zaferin elde edilmesiyle sona erer. İlk bölüm, romanın önemli bir karakteri olan Captain Gerald Jackson’un evinde açılmaktadır. Captain Gerald Jackson işgal için İstanbul’da bulunan bir İngiliz subayıdır. İlerleyen sayfalarda, romanın baş kadın karakteri olan Leyla ile aralarında çok sıkı bir ilişki gelişme gösterir. Leyla, Düyûn-ı Umûmiye memurlarından Sami Bey’in kızıdır. Leyla ve onun yakın çevresi varlıklı ailelerden oluşmaktadır. Onlar Milli Mücadele ruhuna inanmayan, Türk askerlerinden nefret eden ve İngiliz subaylarıyla sıkı ilişkiler kurmuş bir çevrede yaşamaktadırlar. Öte yandan romanda Leyla’nın nişanlısı aynı zamanda dayısının oğlu olan Necdet, baş erkek karakter konumundadır. Necdet, Leyla ile nişanlı olmakla birlikte ondan ve onun çevresinde bulunan insanlardan çok farklı düşünmekte, İngilizlerden de nefret etmektedir. Romanda hem yabancı hem Türk uyruklu birçok karakter bulunmaktadır. İngiliz
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2022 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 11:18
Adıvar'ın bu kitabıyla yeni bir aşamaya vardığını, sanatında ileri bir adım attığını görürüz. Daha önceki yapıtlarının bireysel konularını, dar sınırlarını aşarak topluma ve sorunlarına felsefi bir açıdan bakmaya çalıştığı bir roman bu. Adıvar ilk romanlarında, kafasındaki bir kadın kahramandan çıkar yola. Yapıtın yazılmasının nedeni bu kadın imgesi olduğundan, olay örgüsü, kadının merkez olduğu aşk ilişkilerine bağlı olarak gelişirken, romanın öğeleri onun kişiliğini belirtmek için kullanılır. lstanbul'da II. Abdülhamit dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu çizen Sinekli Bakkal'ın olay örgüsü ise topluma yayılarak genişler ve siyasal, toplumsal, dinsel sorunlarla örülmüş olarak gelişir. Rabia önceki kahramanlardan izler taşımakla birlikte ne merkezidir Sinekli Bakkal'ın ne de yazılmasının nedeni. Tersine bazı sorunların ele alınması için bir araç da olur zaman zaman. ilk romanların kişileri yaşadıkları toplum çevresinden soyutlanmış izlenimini verecek kadar bireysel hayatlarını yaşarlar; Sinekli Bakkal'da ise kişiler belli bir toplumun kişileridir ve sevinçleri, acıları o dönemin tarihsel ve toplumsal koşullarından soyutlanmış değildir. Tekrar tekrar basılan Sinekli Bakkal'ın, okuru en çok çeken yönü de herhalde II. Abdülhamit döneminin lstanbul'unu, her zümreden insana yer vererek anlatmasıdır. Fakir kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresiyle, "Kitabın asıl güzel ve büyük tarafı, yerli olması, bize ait şeylerle dolu olması ve cemiyet hayatımızın çok mühim bir dönüm yerinde, ondan kesilmiş bir makta gibi canlı, vazıh ve türlü maniyerden uzak bir aynası olmasıdır," diyor Ahmet Hamdi Tanpınar da. Ne var ki Adıvar bir dönemi yansıtmakla yetinmiyor; amacı yalnızca belli bir tarih dönemindeki yaşamı canlandırmak değil, aynı zamanda
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,8bin okunma
Reklam