"Piraye hayatı boyunca hep Nazım'da kaldı.
Adresi daima Nazım'ın yüreği oldu.
Kovulmuş bir misafir olmak bile kapının önünde hazır ve nazır beklemesine engel olmamıştı.
Ne güzeldi Piraye'de Nazım olmak.
Ne şerefli bir haldi bir adam için
Bu denli koşulsuz sevilmek. "
Belki de ben diye bir mevki var ve biz ona ulaşmak için boyuna yırtınıyoruz. Ben olduğumuz an olduk diyoruz veya yüzümüz hep o "Ben" dediğimiz şeye dönük, gidiyoruz fakat bir türlü ulaşamıyoruz. Yani bu durumda asla ben değiliz. "
"Eğitim işi bahçıvan işine benzer. Bahçıvanın yapması gereken iş, elma ağacına armut verdirmek değildir. Bahçıvanın yapacağı iş, elma ağacının elma vermesi için gerekli olan dış şartları sağlamaktır. Toprak, hava, güneş, su, gübre gibi şartlar sağlanınca ağaç yemişini kendi kendine verecektir. Eğitim işinde de böyledir. İnsan dışarıdan yetiştirilemez. Yetişme şartları var olunca insan kendi kendine yetişir. Terbiye etmek yoktur, terbiye olmak vardır. "