İnsan sevmedikleri insanlardan, benimsemedikleri ideolojilerden de öğrenebilir ve değerli olan da budur. Saygı duyacaksınız, sevmek de şart değil. Herkese tahammül etmek zorundasınız. İsmet paşa düsturudur bu. Zaten bir noktadan sonra benzer zihinlerle bir arada durursanız ufuk daralır, öğrenmek biter. Nicolas Boileau’nun lafıdır; “Ahmak kendine hayran bir başka ahmak bulur.” İsabetlidir. Daha önce de zikretmiştik; Latincede de şu laf vardır: Asinus asinum fricat. Yani eşek eşeği yalar. Eşek gidip atı yalamaz, geyikle ahbaplığı olamaz. Herkes kendi benzerini bulur. Benzerler de birbirlerini övdükçe över. Hiç şüphe yok ki bu da insana iyi gelmez. Talebelerin bu lafı akıllarında tutmasını ve kendilerine benzemeyen insanlarla da bir araya gelmesini salık veririm. Bu konuda üniversitelerdeki hocalarını örnek almasınlar. Zira maalesef üniversitelerdeki hocalar da hep kendi benzerleriyle dolaşır. Kasaba zihniyeti her alanda olduğu gibi burada da kendini gösterir.
Dünya tarihini okudum. Birçok akademisyene sorular sordum, sonra üzerlerinde kendim de çok düşündüm.
Hala bana öyle geliyor ki, dünyadaki insanların çoğu yamyamlık çağını atlatamadi, sadece yeni bir hale bürünmüş oldu.
Başka ulusların topraklarını fethedenleri neden bu kadar saygıyla andığımıza anlam veremiyorum. İskender, Hannibal, Scipio, Caesar, Charlemagne, Napoléon ve onlar gibi daha nicesi tam olarak neyi başardı? Uçsuz bucaksız yabancı toprakları ele geçirip, talan ettikten sonra orada yaşayanları eğitmeyip, onların hayatlarını ve devletin düzenini iyilestirmedikten sonra ne fayda?