“Eğer insanların kaderi anlına yazılmışsa, uğraşmasına ne gerek var?” sorusu soruluyordu. O zaman insanların işlediği günahın da, sevabın da sorumluluğu Allah’a ait değil miydi?
…
Âlimin yorumu ve cevabı ilginçti: Ay tutulmasını örnek gösteriyordu; insanlar Ay’ın hangi tarih ve saati tutulacağını bilirdi ama bu bilgi, insanların Ay tutulmasına neden olduğu anlamına gelmezdi. Ay, kendi kuralları ve tabi olduğu disiplin gereğince tutulurdu, biz sadece bunu önceden bilirdik. Kader de aynı biçimdeydi. İnsanın kaderi kendi davranışına bağlıydı. Ne var ki bu Tanrı katında önceden bilinirdi. Alın yazısı denilen şey buydu. 
Biz arkadaşız, denilip duruluyor. Bundan bir çeşit huzur duyuluyor. Sınırlar tehlikeli çizgilere dek genişletilmemeli. Şimdi ortaya neden sorun çıkarmalı? Neden, sonu kırgınlıklara ulaşacak yorgunluklar?..
Bu kadar yorgun muyuz? Aşkı bile yeni bir sorun sayacak kerte yorulduk mu?