Spoilerlı gibi
Genel olarak fena değildi sadece sonunu çok ucu açık buldum. Sanki kitapta bir bölüm eksikmiş gibi geldi. Onun dışında tam reading slumptan çıkarmalık bir kitap.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Puanım 7.8 gibi bir şey
SPOİLARLI İNCELEME
Ben hep kitapların temasının bir mevsimle bir anla özdeşleştiğini düşünürüm ve bundan dolayı bu kitabı yazın okumama rağmen bence tam bu zamana uygun çerezlik bir kitap değil daha çok sakin kafayla belki bir kahve eşliğinde dışarıda yağmur yağarken okunmalı gibi. Ve belki de modunuz çok da düşük değilken, yalnız hissetmezken okunmalı. Çünkü insan okudukça yalnızlaşıyor sanki. Karakterlerin düşüncelerini derinden hissediyor. Ya da bende böyle oldu. Ben de mi böyleyim? Çok mu sorguluyorum hayatın nasıl olması gerektiğini, insanların düşüncelerini? Ivan mıyım? Peter mı? Margaret mı? Etik olarak nasıl yaşanması gerektiğine, ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair bir doğru var mı? Sürekli kafamda bunlar döndü durdu. İnsanların birbirlerini ne kadar yanlış anladıkları, kendilerini sert bir şekilde yargılamaları, başkalarının onlar hakkında ne düşündüğünün ne kadar önemli olduğu gibi konulara değinen ve hepimizi oldukça düşündüren bir kitaptı bence. Bakınca kimsenin hayatı hakkında söz etmeye hakkımız yok. İnsanlar mutlu oldukları gibi yaşarlar ve öyle yapmalılar da. Toplumsal normlar ve bilinçdışıdan gelen bu toplumsal bilinç de bir noktada bizi düşündüğümüzden daha fazla etkiliyor. Kitapta bir sürü karakter var aslında ve yazar nasıl başardı bilmiyorum ama çoğunun düşünceleriyle bize empati yaptırdı. Peter hep kazanma baskısı içinde hayatını sadece bir yaşına kadar yaşamış hisseden ve ilişkilerinde doğruyu bulamayan ama dışarıdan hep buluyomuş gibi gözüken bir karakter. Onunla kazanma hissini kaybetme ve hep yanlış yapıyomuş gibi hissetmekten kaynaklanan öfkesini paylaştık. Ivan daha sessiz sakin, bir yere kadar acaba asperger sendromu mu var diye düşündüren, her şeyi çok fazla düşünen, içinde çok sorun eden, dışarıdan
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,399 okunma
Okuması çok kolay bir kitap olsa da o efsanelerle yapılmaya çalışılan o derinliği ben hissetmedim. Ondan okurken sadece türk dizisi gibi hissettiren bir kitaptı.
Spoilerlı yorum
Kitabı daha yeni bitirmiş halimle yazıyorum belki düşüncelerim daha sonra biraz daha oturur ama kitabın sonu beni mahvetti. 30 sayfa boyunca sürekli gözlerim dolu dolu okudum. Yazarın dilinden dolayı mı yoksa kitap uzun olduğundan karakterlere çok mu alıştık bilmiyorum ama herkesin çaresizliği ve eski anıların akla gelişi öyle bir anlatılmış ki… Ben ki normalde bu tarz sahnelerde çok da bir şey hissetmem ama sonunda hüngür şakır ağladım.
Açıkçası 400lü sayfalarda o kadar sinir olmuştum ki Tully’e kitap dayanılmazdı. Verilen yüksek puanları da çok anlamamıştım ama galiba şu an düşününce yazarın hisleri çok iyi ifade edebilmesinden olabilir diye düşünüyorum. Tully ile çok empati kuramasam da Kate’in yaşadığı her şeyi iliklerime kadar hissettim. Bundan benim için hikayenin tek bir tarafı vardı Tully çok acılar çekmiş olsa da önceden. Onu da anlayabiliyorum ama empati kuramıyordum duygularıyla ama Kate farklıydı.
Bu noktada kitapla ilgili tek eleştirim zor zamanlarda birbirlerinin yanında olsalar da ve çocukluklarından ölene kadar her anları beraber geçse de birbirlerine iyi gün dostu olmakta biraz zorlandıklarını düşünüyorum. Belki arkadaşlıklr her zaman dört dörtlük olmuyodur fakat vaat edilen şey büyüleyici bir arkadaşlık olunca insan birbirlerini sürekli kıskanıp durmalarını sorguluyor. Tully’nin bir noktada Kate’in ailesini ondan koparıp durması ve sürekli onunki gibi bir ailesi olmasının özlemiyle yanıp tutuşması beni bazı noktalarda çıldırttı. Birbirleri için hep en iyisini istemiyorlardı bence. Kate’in her yerde Tully’nin yedeği gibi hissetmesi onu içten içe kıskanması da bana yanlış geldi. Ama sanırım arkadaşlıklar her zaman böyle arada kıskançlıklar çok olur ama içindeki bu kıskançlığın seni ele geçirmesine izin vermeyip çok ortaya çıkarmadığında
(Spoiler)
Bu kitabı nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. En başlarda oldukça akıcı olan kitap 240. sayfadan sonra kitlenmeye başladı. Ama genel olarak çok akıcıydı. insanların bir kaosun içerisindeyken nasıl davrandıklarını ve adalet duygusunun, iyiliklerin yavaş yavaş kaybolduğu bir dünyada yine de umudunu korumaya -insanlık için umudunu korumaya, görmek için değil ki zaten kendisi gören tek insan-çalışan bir kadının hayatını anlatıyor gibiydi. kitap birkaç karakteri onların özünü ve düşüncelerini isimleri olmadan bize anlatsa da biz genel olarak kitapta gören tek kişinin gözlerinden gördük. yaşanan her şeyin korkunçluğunun bu seviyeye ulaşacağını hiç düşünmemiştim. ben bu kitabı insanların içindeki kötüyü keşfettiğim bir zamanda okumaya başladım. Çünkü bazen gerçek hayatta da insanlar en az buradaki insanlar kadar kördür yaşanan kötü olaylara ve haksızlıklara. Açıkçası ilk zamanlarda askerlerin yaptığı eziyetlerin, bir insanın ölmesinin bile hiçbir önemi olmamasının zaten gerçekleşebilecek bir şey olduğunu düşünmüştüm. Ama kitabın ortalarında örgütlenmeye başlayan ve bunu sırf kendileri için yaparn kötü körlerden oluşan topluluğu ve yaptıklarını hiç beklememiştim. Genel olarak kitap bize eğer kimse görmüyorsa ve zaten durdurabilecek kimse yoksa insanın içindeki iyiyi neden koruduğuna ya da namus gibi kavramların nasıl önemini kaybettiğine önemli bir vurgu yapmıştı. Çoğunluğun iyiliği için asıl kişi öldüğünde de yaşananlar bundan farklı değildi. Kİtapta anlamadığım şeyse yangını kimin çıkardığı. çok uzun cümlelerden mi yoksa ben mi bir yerleri atladım bilmiyorum ama yangını rastgele biri çıkardı gibi. ve sonrasında insanlar dünyaya açıldıklarında da her şeyin beter olması. o dakikadan sonra kitabı okurken burnuma hep bir bok kokusu geliyodu sanki. tasvir edilen şeylerin
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma